MART-NİSAN 2021 / KAPAK KONUSU

Su elçileri yeni karakterleriyle suyun önemini anlatmaya devam edecek


Müge ÇEVİK     İbrahim BAĞCI 

25.03.2021 


Suyun önemi ile ilgili bilincin oluşması, suyun korunmasıyla ilgili alışkanlıkların edinilmesi için en önemli dönem kuşkusuz çocukluk dönemi. Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü (DSİ) ve Su Elçileri Derneği iş birliği ile hayata geçirilen Su Elçileri yeni çizgi filmi de bu konuda önemli bir misyonu yerine getiriyor. Daha önce Avrupa Birliği Projesi kapsamında hazırlanan 2-7 yaş çocuklara yönelik Su Elçileri animasyonunun yeni karakterler ile 7 yaş ve üzeri yaş gruplarına yönelik kurgulanan yeni versiyonun lansmanı 22 Mart Dünya Su Günü’nde yapılacak. Biz de suyun önemiyle ilgili farkındalık oluşturmak hedefiyle ekranlara gelecek Su Elçileri yeni çizgi filmi ve Su Elçileri Derneğinin projeleri hakkında bilgi almak için DSİ Su Elçileri Proje Koordinatörü ve Su Elçileri Derneği Genel Başkanı Özgür Aydıncak ve yönetmen Bilgehan Karaca ile bir araya geldik.

DSİ tarafından başlatılan ve yürütülmekte olan Su Elçileri Projesi ile ilgili çalışmalardan bahseder misiniz? 
 
DSİ olarak 26 bölge müdürlüğünde yaklaşık 20 bin personelle birlikte tüm Türkiye’de vatandaşlarımızın sağlıklı suya kavuşabilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. DSİ’nin yaptığı çalışmalar ne yazık ki insanların gözünün önünde olan çalışmalar değil. Dağların, tepelerin arkasında, vadilerin içerisinde, kimsenin görmediği noktalarda biz barajlar, göletler yapıyoruz, sulama projeleri inşa ediyoruz. Ne yazık ki vatandaşlarımız da musluklarından akan suyun hep orada olduğunu düşünerek hareket ettiğinden dolayı, birazcık da DSİ’nin yaptıklarını daha iyi anlatabilmek için Su Elçileri Projesi’ni kurum içerisinde geliştirdik. Bu projeyle birlikte AB desteği ile Milli Eğitim Bakanlığı ve TRT Genel Müdürlüğü ile ortak olarak Su Elçileri Eğitim ve Farkındalık Artırma Projemiz 2017 yılında başarıyla tamamlandı. Bu proje kapsamında 39 bölüm animasyon yaptık, belgeseller yaptık, kamu spotları yaptık, eğitimler gerçekleştirdik. Konya Havzası, Batı Akdeniz Havzası ve Doğu Karadeniz Havzası Projesi pilot havzalarımızdı. Bu havzalardan belirlenen 114 öğretmeni Su Elçisi Eğitimcisi olarak proje kapsamında yetiştirdik. Okullarda Su Elçileri Kulüpleri kurmaya başladık ve öğrencilere birinci elden suyun nasıl kullanılması gerektiğini öğretmeye başladık. Bizim en büyük kaygımız suyla ilgili gerçekçi sorunları evlatlarımıza doğru yöntemlerle öğretebilmekti. Ne tür sorunlarımız var? Birincisi yapılarımıza toplum olarak sahip çıkılmaması yönünde. Yani çocuklarımızın barajlarımıza sahip çıkması gerekiyor, sulama alanlarımıza, göletlere sahip çıkmaları gerekiyor. Öncelikle bunları anlattık. İkinci öncelik olarak çocuklara, taşkınla mücadeleyi anlattık. Çünkü taşkın da Türkiye’de çok ciddi sorunlardan birisi. Bunun dışında tarımda su kullanım alışkanlıklarını değiştirmeye çalışıyoruz. Vahşi sulamadan uzaklaştırıp, öncelikle gece sulaması, yağmurlama ve damla sulama sistemleriyle çocuklarımızın ailelerine dokunmaya çalışıyoruz. Çünkü su çok kıymetli, su olmadığı takdirde hiçbir ürünün üretilemeyeceğini çocuklarımıza öğretmemiz gerekiyor. Şimdiye kadar da bunu başarılı bir şekilde götürdüğümüzü düşünüyorum. Bu konuda aslında medyanın doğru bilgiler ile bize destek olmasını çok arzuluyoruz.
 
30 BİNE YAKIN ÇOCUKLA YÜZ YÜZE EĞİTİMLER GERÇEKLEŞTİRDİK 
Su Elçileri ile ilgili yeni karakterlerin olduğu bir çizgi film projeniz var. Bundan da bahseder misiniz?
 
Su Elçilerinin ilk serisi 2-7 yaş grubuna hitap eden bir seriydi. AB desteği ile gerçekleşen bu çizgi film projesinde 39 bölüm çizgi film yapılmıştı ve TRT Çocuk ile youtube kanallarımızda yayınlandı. Gayet güzel, başarılı oldu, çocuklarımızın da çok ilgisini çekti. Proje 2017 Aralık ayında bittikten sonra 2018-2019 yıllarında çizgi filmimizin kahramanı Mandalina ile birlikte Türkiye’de 22 ilde 30 bine yakın çocuğumuzla yüz yüze eğitimler gerçekleştirdik. Saha tecrübesinden de gördük ki çizgi film gerçekten de hedefine ulaşmış. Yeni animasyon serimiz için yeni karakterlerimizle 22 Mart Dünya Su Günü’nde lansman yapacağız. Bu da daha çok 7 yaş ve üzeri grubuna hitap eden bir çizgi film olacak. Başlangıçta yine kısa dizi halinde olacak, daha sonra da uzun metrajlı filmini Türkiye’nin 100. yılında bir aksilik olmazsa 2023 yılında vizyona sunacağız. 
 
Hepimiz Türkiye’nin 100. yılıyla haklı bir gurur duyuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti 2023 yılında 100’üncü yılına gelecek. Bizim stratejimiz: “Türkiye’nin ikinci yüzyılında suya nasıl bakmalıyız, suyu nasıl korumalıyız, suyu nasıl kirletmeden koruruz?” Bunu anlatmak için yeni bir çizgi film serisine başladık. Bu seride de Mandrake isminde bir karakterimiz, Suna isminde bir kadın karakterimiz ve üçüncüsü de çok bomba bir karakter; DSİ 1923 adında bir robotumuz var. Bu robotumuz sürekli insan olmak isteyen, ama insan olmayı beceremeyen sevimli bir robot. Canlılardan daha çok suyu koruyarak hareket etmeye çalışıyor. Bu robot ve arkadaşlarının suyla ilgili maceraları yeni serimizin konusu olacak. Lansman ile birlikte Su Elçileri Ajandası, Su Elçileri Hikâye Kitapları, Su Elçileri Boyama Kitapları insanlarımızın kullanımına sunulacak. Ayrıca ulusal televizyonlarda yayınlanmak üzere belgesel çekimlerimiz de devam etmekte. 

Haber Görseli

Projenin geri dönüşleri nasıl oldu, hedefine ulaştı mı? Bundan sonrası için neler düşünüyorsunuz? 
 
Su Elçileri AB Projesi, AB tarafından en iyi projelerden biri seçildi. Sürdürülebilirlik konusunda da Avrupa dâhil en iyi proje şu anda açık ara bizim projemiz. Çünkü sürdürülebilirliğini 4 yıldır DSİ olarak yürütmeye devam ediyoruz. Projelerde sürdürülebilirlik, toplumun harcanan paranın doğru yere harcanıp harcanmadığını görmesi açısından önemlidir. Geriye doğru baktığımda başarıyla hedefe gittiğimizi çok iyi görüyorum. Özellikle sosyal medya hesaplarımıza çocukların ve ailelerin bize ciddi geri dönüşleri var. Çocuklarının davranışlarında değişiklik olduğunu övünerek söylüyorlar. 
 
SU AYAK İZİNE DİKKAT EDİN
Yeni çizgi filmde bütün karakterler mi değişiyor yoksa yeni karakterler mi ekleniyor? 
 
Bütün karakterlerimiz değişiyor, aslında yaş grubunu temelde değiştiriyoruz bu seride. Biz 2223’ü öngörerek bir çizgi film yapmayı düşündük. 2100’lü yıllarda su kaynakları yönünden çok sağlıklı bir dünya bizi beklemiyor. Bunu engelleyemeyeceğiz, fakat biraz yavaşlatabilmek, akılcıl yöntemlerle süreci kontrol edebilmek için vatandaşlarımızı bilgilendirme açısından hareket ediyoruz. Mesela bu seride anlatacağımız en önemli şeylerden biri buzulların erimesinin etkileri. Yapacağımız çizgi film bunun gibi tüm dünyayı ilgilendiren konuları içerecek. Buzulların erimesi öncelikle denize kıyısı bulunan şehirleri tehdit edecek. Çünkü 2050-2100’lü yıllarda deniz seviyesinin 1 metre artması yapılan modellemelere göre bekleniyor. Böyle olunca da sahil kasabalarında yaşam biraz zorlaşacak. İnsanlar dağ eteklerine doğru çekilmeye başlayacaklar. Buzulların erimesi dışında su kaynaklarımızın doğal depolama alanları olan kar kütlelerinde de erime var ne yazık ki. Ama bunu yönetebilirsek ileriki dönemlere kalacak suyu saklayabiliriz diye düşünüyoruz. Nasıl yönetebiliriz? Birinci olarak tarımdaki su kullanım alışkanlığını değiştirebiliriz. Tarım tüm dünyada suyun en çok kullanıldığı sektördür. Burada muhakkak kapalı sistemlere dönülmeli, damla ve yağmurlama sulama sistemleri kullanılmalı ve gece sulamaları tavsiye edilmelidir. Bu konuda iyiye doğru gidiyoruz ama unutmayın ki binlerce yıllık tarım alışkanlığı olan çiftçilerin bu sürece hızla geçmesini beklemek doğru olmaz. Çiftçilerimizi teşvik edip, cesaretlendirmemiz gerekli. 
 
TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞEBİLİR
 
Su Ayak İziyle ilgili çalışmalarımızı artırarak toplumun tüketimle ilgili alışkanlıklarını değiştirebiliriz. Mesela bir tişört 2 bin 500-2 bin 700 litre suyla üretiliyor. Ya da bir hamburger 2 bin 400-2 bin 500 litre suyla üretiliyor. Ben bir hamburgeri 30 saniyede yiyorum, 2 bin 500 litre suyu da yemiş oluyorum aslında. 2 otomobil büyüklüğünde bir sudan bahsediyorum. Şu anda suyun litresi 1 lira olsa, bu hamburger 2 bin 500 liraya geliyor, bu kıyaslamayı bir düşünün lütfen. Su hayatımızın her yerinde var. İnsanın da çok büyük miktarı sudan oluşuyor. Cep telefonu kullanırken, cep telefonunun da suyla üretildiğini unutmamamız gerekiyor. Örneğin birçok kadının 20-30 çift ayakkabısı ya da erkeklerin onlarca takım elbisesi var evde. Bir ayakkabıya 7-8 bin litre bir takım elbiseye 20-25 bin litre su gittiğini unutmadan alışverişlerimizi yapmamız gerekiyor. Kaynaklarımızı düzgün kullanabilmek için belki de bazı ürünleri yurt dışından almamız, üretmemiz gerekiyor. Mesela odun varlığımızı koruyabilmek için Türkiye’deki ağaçları kesmek yerine yurt dışından getirtebiliriz. Çünkü kaliteli bir ağacın üretilmesi uzun yıllar alıyor. Kendi varlıklarımızı kullanabilmek için sağlıklı, akılcıl yöntemler geliştirmemiz gerekiyor. 

Haber Görseli

SUYUN 4’ÜNCÜ HALİ
Sinema filmi hakkında da bilgi verir misiniz?
 
Biz sinema filmi için “Suyun 4’üncü Hali” ismini kullanmayı düşünüyoruz. Çünkü suyun 4’üncü hali bizim için gelecek, yani çocuklar. Çünkü önümüzdeki yüzyılda çocuklarımızı suyla ilgili göreve davet ediyoruz ve bunun için bu ismi vermeyi düşünüyoruz. Hatta “SU 4.0” şeklinde bir endüstriyel yaklaşımımız da var. Bundan sonraki eğitimlerimizi de bu şekilde kurgulamaya başladık. 
 
PANDEMİDE SU KAYNAKLARI DAHA ÇOK KİRLENDİ
Küresel ısınma, çevre vs. bunlar ciddi konular. Ama siz çocuklara yönelik bir iş yapıyorsunuz ve onların düzeyine dönüştürmeye çalışıyorsunuz ve bunu tabii ki eğlenceli de yapmanız gerekiyor. Bu konuda nelere dikkate diyorsunuz? 
 
Karakterlerimiz çok keyifli. Karakterlerimizin kimlikleri eğlence kısmını yaratacak. Hedefleri olan, kendilerine göre geçmiş ve gelecek tecrübeleri olan karakterlerle ilerlediğimizden dolayı eğlenceli bir şekilde çocuklara anlatmak istediklerimizi anlatma imkânına erişeceğiz. Eski tecrübemiz de öyle oldu zaten. Doğrudan çocuklara olumsuzluğu vaat ederek hareket etmiyoruz. Olumsuzluk çağrıştırmak psikolojik olarak iş birliğinden uzaklaştırılmasına neden oluyor bireylerin. Çözüm getirebilecek yöntemleri anlatarak ilerlemek iş birliğini geliştirmeye imkân tanıyor ve başarıya giden yol açılmış oluyor. Olumsuzluk haliyle çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Çocuklar aslında yetişkinlerden daha duyarlı, algıları açık. Aslında üzülerek söylüyorum, torunlarının geleceği olan su, tarım ve çevre kimsenin ana gündemi değil. Nasıl olsa birileri bunu hallediyor diye düşünüyorlar. Pandemide biz su kaynaklarımızın da daha çok kirlendiğini gördük. Çünkü herkes hijyenle ilgili sorun yaşadı. Bunu atlatabilmek için daha çok hijyen malzemeleri kullandı, artı suyu da çok kullandı. Ama yine de devlet olarak elimizden geleni yaptık, yapıyoruz.  Genel anlamda vatandaşlarımızın duyarlılığını da yabana atmamak lazım. Duyarlı insanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
 
Su Elçileri Derneğinin kuruluşu ve yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?
 
Su Elçileri Derneği, Avrupa Birliği Projesinin bir çıktısı. AB Projesi bittikten sonra Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde birlikte çalıştığımız arkadaşların olduğu, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanının, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bölüm Başkanının olduğu bir dernek haline geldik. Bizim derneğimizin özelliği, proje üretme konusunda uzman bir ekip olmamız. Şu ana kadar 9’a yakın projeye başvurduk. Bunlardan üç tanesi geçti. Kalanların da değerlendirilmesini bekliyoruz. DSİ Genel Müdürlüğü, DSİ Konya Bölge Müdürlüğü ortaklığında Su Elçileri Derneği’nin, Konya’daki çiftçilerimizi eğitmeye yönelik bir projesi var. Kırşehir Kaman’daki Tarım Lisesi, Kırşehir DSİ Şube Müdürlüğü ve Su Elçileri Derneği olarak ortak bir projemiz var. Bolu’da bir proje için de hazırlık aşamasındayız. Bekleyen 3 adet AB projelerimiz var. Ama özellikle AB fonlarının süreçleri pandemi döneminde biraz yavaş ilerliyor. 
 
Dernekte hedefimiz 2021 yılında Uluslararası Su Elçileri Federasyonunu kurmak. Şu anda DSİ Genel Müdür Yardımcımız Şadiye Yalçın’ın başkanlığında da Su Elçileri Kadın Derneği kuruldu. Önümüzdeki Günlerde de Su Elçileri Eğitimciler Derneğinin kurulumu tamamlanacak. Makedonya ve Azerbaycan’da da Su Elçileri Derneğini kurup Uluslararası Su Elçileri Federasyonu haline gelip, dünya genelinden var olan fonlardan daha çok bütçe alıp, daha iyi dünya projeleri geliştirmeye, daha çok insana ulaşacak işler yapabilme yolunda ilerlemeye çalışıyoruz. Yine DSİ ile birlikte bir eğitim tırımız hazırlanıyor. 22 Mart Dünya Su Günü’nde bu da vatandaşımızın hizmetine sunulacak ve Türkiye’yi gezmeye başlayacak. Mayıs ayında da bir aksilik olmazsa pandemi kurallarına uygun bir şekilde İzmir’de çocuklara yönelik tiyatro oyunlarını başlatacağız. Ayrıca Bakanlığımızın gerçekleştireceği Su Şûrası içerisinde de Dernek olarak yerimizi alacağız.

Haber Görseli

“MANDRAKE, SUNA VE DSİ-1923” 
 
Su Elçileri çizgi filminin yönetmeni Bilgehan Karaca da Su Elçileri çizgi filminin karakterlerinin detayları hakkında bilgi verdi. Karaca, çizgi filmin eski versiyonu ile yeni versiyonu arasındaki en büyük farkın, yeni versiyonunun 7 yaşından 70 yaşına kadar geniş bir kitleye hitap edecek şekilde kurgulanması olduğunu kaydetti. Bu yüzden karakterlerin görünüşlerinin daha gerçekçi olacağını belirten Karaca, “Bütün animasyonlar üç boyutlu olarak yapılıyor, bütün mekanlar üç boyutlu olarak tasarlanıyor” dedi. Üç ana karakter ve yan karakterler olacağını belirten Karaca, şunları kaydetti:
 
“Ana karakterlerimizin ilki Mandrake: mor bir manda, süper güçleri var. Kadim bir Su Elçileri topluluğundan geliyor. Grubun lideri ve sözcüsü. Mandrake aynı zamanda Su Elçileri Derneğinin de maskotu. Mandrake’nin özel güçleri sudan kaynaklanıyor. Belinde taşıdığı kemerinde çeşitli sular var. O suların seviyesine göre süper güçleri artıyor ya da eksiliyor. Suyun kirli olup olmadığını boynuzlarıyla ölçebiliyor ve uçabiliyor, aynı zamanda da Ziraat Mühendisi. Suna karakteri de tıp doktoru bir ördek ve fitoterapi ile uğraşıyor. Aynı zamanda Su Elçileri Kadın Derneğinin de maskotu. Kuralları olan ve bu kuralları uygulayan bir ördek. Filmimizin kadın karakteri. Çok kuralcı olmasından dolayı bazı hatalar yapabiliyor ama sonrasında düzeltiyor. Her kuralcı insan gibi biraz dik başlı. Bizim asıl bomba karakterimiz robotumuz. İsmi ‘DSİ-1923’. Bütün bilgilere direkt ulaşıyor. Çocuklara şunu öğretmek istedik: ‘Bilgi her şeydir ama tecrübe olmadan bilgi biraz sakil kalır’. Robot insanlara özeniyor, örneğin kıskançlığı hissetmek istiyor. Ama her şeyi arama motorundan öğrendiği için sıkıntı yaşıyor. Örneğin mecazlarda sıkıntı yaşıyor. ‘Kulağına su kaçmak’ deyimini bir türlü çözemiyor. Mizah ögesini yakaladığımız bir karakter.”  
 
Tüm bu karakterleri oluştururken olaya Avrupa pedagojisiyle değil, Anadolu pedagojisiyle yaklaştıklarını belirten Karaca, “Sadece Mandrake’nin oluşumu 2,5 ay sürdü. Arkasından robotun oluşumu belki 3 ay sürdü. Robotu transformerslara benzetmememiz gerekiyordu. Ama benzeyen taraflarının da olması gerekiyordu. Daha fütürist bir robot da tasarlayabilirdik ama nostaljik bir robot tasarlamamızın nedeni ‘kökümüzün geçmişte gözümüzün gelecekte olması gerekliliğini’ vermekti. Bizim karakterlerimizin her noktasının her aksesuarının bir anlamı var. Bunlar zamanla bütün hikâye içinde belli olacak. Ana konumuz zaten su. Bütün ekibimiz şu anda gece gündüz bu karakterle yaşıyor. Benim görevim onları doğru şekilde yönetmek” şeklinde konuştu. 

su elçileri animasyon dsi mandrake suna DSİ 1923