EYLÜL-EKİM 2023 / KAPAK KONUSU

Cumhuriyet tarihinin ilk ziraatçıları


Mehlika METE    

27.12.2023 


Cumhuriyet’in ilk yıllarının ziraatçıları Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki savaş, işgal, yokluk yıllarının tanıklarıydı. Tarımsal üretimin kesintiye uğramasını ülkenin işgal altında olması kadar tehlikeli gören Mustafa Kemal Atatürk’ün yönlendirmesiyle ülkemiz tarımına son derece zor koşullar altında, fedakarca hizmet ettiler. Ziraatın her alanında, daima bilimin ışığında, büyük bir adanmışlıkla ömürlerinin sonuna kadar ülkemiz tarımının ilerlemesi için çalıştılar.

Cumhuriyetimizin ilk ziraatçılarının ve onları yetiştiren öğretmenlerinin öğrenim gördükleri okullar Sultan II. Abdülhamit döneminde açılmış Bursa Ziraat Mektebi, Halkalı Ziraat Mekteb-i Âlisi gibi ziraat okullarıydı. Mezuniyetinin ardından öğretmenlik, ziraat müdürlüklerinde memuriyet ya da seyyar ziraat memurluğu yapanlar; ülkedeki sayılı çiftliklere atanan ziraatçılar oldu. Bu kapsamda, ömrü boyunca ziraat okullarında öğretmenlik ve idarecilik görevinde bulunan Fazıl Keyder her daim hocaların hocası olarak anıldı. 
 
Birinci Dünya Savaşı’nda, ziraat mekteplerinden mezun olanlar devlet hizmetinde kaldıkları sürece askerlikten muaf tutuldu ki sadece yaşlı, kadın ve çocukların geride kaldığı Anadolu’da tarımsal faaliyetler durma noktasındaydı. Dahası ülkemizin batı ve güney doğusunu saran çekirge istilasının açlığa neden olmasına ramak kalmıştı. İstilacı çekirgelere karşı topyekûn mücadelede; Ömer Şevket Tunçkok, Nihat İyriboz başarı elde eden ziraatçılardan oldular.
 
Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle yurt dışında yüksek eğitime gidemeyen Ekrem Üzümeri bağlarda görülen hastalıklar üzerine uzmanlaştı. Özellikle floksera mücadelesini ülke genelinde yürüttü. Farklı şehirlerdeki memuriyetinden sonra Ankara’da Ziraat Bakanlığı Neşriyat Müdürü olarak görevlendirildi. Neşriyat Müdürlüğünü kütüphane, köy etütleri, kitap basımı, film işleri, yazı-tercüme işleri olarak yeniden yapılandırdı. Ziraat, orman, hayvancılık dallarında kıymetli eserlerin tercüme edilmesini sağladı. Bakanlıkta çağdaş bir kütüphane kurdu. 
 
O yıllarda bağları saran floksera zararlısına karşı Biga’da mücadele yürüten isim ise Bekir Sıtkı Haştemoğlu’ydu. Haştemoğlu bulunduğu yöre tarımına çiftçiyle iş birliği içinde katkı sağlamayı verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmekle bir tutan ziraatçılardandı. Biga’nın çehresini de değiştiren kavaklıklar, çekirdekleri tırnak kadar incecik narlar onun Biga çiftçisine armağanı oldu.

Haber Görseli

ANADOLU'YU KARIŞ KARIŞ GEZENLER
 
Bekir Sıtkı Haştemoğlu’nun son mezunlarından olduğu Ankara Ziraat Mektebi’nin tüm öğrencileri cephedeyken, düşmana karşı Kurtuluş Savaşı’nın başlatılacağı sırada Mustafa Kemal Atatürk okulu açtırdı. Okulun savaşın idare merkezi olarak düzenlenen binasının yanı başında Nihat İyriboz topladığı yirmiye yakın öğrenciyle eğitime başladı.  Okul yaz tatiline girer girmez öğrencileriyle cepheye gitmeye koyulduğunda Mustafa Kemal Atatürk’ten izin alamadı. Öğrencilerini alıp Kayseri’ye gitmesini emrediyordu. Böylece bir avuç ziraat okulu öğrencisi kâh yaya kâh trenle katettikleri yol boyunca önlerine çıkan ne iş varsa yaptılar. Anadolu’nun bağrında, eli silah tutanların cepheye gittiği köylerde kırk sene okula gitseler öğrenemeyecekleri bilgiler edindiler. En önemlisi doğup büyüdükleri toprağı ve toprağın insanını tanıdılar. 
 
ÇİFTÇİLERİ YENİLİKLERLE BULUŞTURANLAR
 
Cumhuriyet’le birlikte her alanda başlanan atılımların başında hiç kuşkusuz tarımsal faaliyetlerin iyileştirilmesi geliyordu. Tarımın ülke ekonomisinin kalkınmasındaki rolü açıktı. Bu nedenle diğer bilim dalları kadar belki daha fazlasıyla ziraatçıların ileri eğitimlerine, çalışmalarına önem verildi. Onlardan beklenen; edindikleri bilgi ve deneyimleri meslektaşlarıyla paylaşmak, genç ziraatçıları yetiştirmek ve en önemlisi yapacakları bilimsel araştırmaların sonuçlarının çiftçilerce uygulanmasını sağlamaktı. 
 
Ceylanpınar ve diğer devlet üretme çiftliklerinin kurucu kadrosunda yer alan Şevket Arı ömrünü çiftliklerde geçirdi. Çiftliklerin teknik donanımını geliştiren projelerde görev alarak çiftçilere örnek olan çalışmalar başlattı. Çiftçilerin yenilikleri öğrenip uygulaması için okumuş ziraatçı olarak daima onların yanında oldu, güvenlerini kazandı. 
 
O tarihlerde sulama, gübreleme bir yana tarımsal faaliyetlerin en büyük sorunlarının başında kalitesiz tohumlar geliyordu. Tohum ıslah istasyonları 1926 yılına kadar Adana, Eskişehir, Adapazarı ve Yeşilköy’de kuruldu. Bu istasyonlarda genç ziraatçılar tahıl, pamuk tohumlarının ıslahı kadar ekim teknikleri hakkında çiftçileri yönlendirdiler.
 
Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Köprüköy mevkiinde Pamuk Islah İstasyonunu -günümüzde Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü- kuran Celal İyriboz 1924 yılı başında gönderildiği Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney Karolina eyaletindeki Clemson Ziraat Kolejinde pamuk tohum ıslahı alanında uzmanlık derecesini aldı. Dönüşünde bavulunun bir köşesinde Akala tohumları getirdi. Adana’da tohum ıslah çalışmalarına devam ederken Ege’de pamuk veriminin artırılabileceğini savunuyordu. Nazilli’de Sümerbank Dokuma Fabrikasının kurulması gündeme gelince dokuma sanayisine uygun nitelikte pamuk üretimi için Nazilli Pamuk Islahı İstasyonu ve Üretme Çiftliğini -günümüzde Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsü- kurma görevi Celal İyriboz’a verildi. Celal İyriboz pamuk tohumlarını iyileştirmenin yanı sıra tarlaların ekime hazırlanması; ekim, çapalama, hasat yöntemlerinin değiştirilmesi için köy köy dolaştı. Tohum ıslahı, pamuk ekimi üzerine broşürler hazırladı. Canına kast etmeye niyetlenen çiftçileri ikna etmesi hiç kolay olmadı. Onlara örnek olmak adına tarladan çırçır makinelerinin başına kadar pamuğun her aşamasında sağlığı pahasına çalıştı. Pamuğu Ege’nin bir numaralı ürünü hâline getirmesi kadar ülke pamukçuluğunun ilerlemesi için yaptığı hizmetlerinden dolayı her daim anıldı. 
 
Anadolu’nun kurak topraklarından verim almanın güçlüğünü gören Mustafa Kemal Atatürk, Gazi Çiftliğindeki çalışmalarını beğendiği Ali Numan Kıraç’ı Amerika Birleşik Devletleri’ne; Kansas Ziraat Kolejinde ve Nebraska Üniversitesinde kuru tarım üzerine uzmanlaşması için yolladı. Yurda dönüşünde Kıraç, Eskişehir’in Karacaşehir köyündeki Kuru Ziraat Deneme İstasyonunda on yıl görev yaptı. 
Mesleğine orman katipliği ile başlayan Zihni Derin yeni ziraat okullarının açılmasında fidanlıkların kurulmasında görev yaptı. Rize’deki fidanlıklarda çay tarımını başlatarak yaygınlaşmasına, Çay Kanunu’nun çıkmasına öncülük etti. Bugün Rize’nin çayla anılmasına büyük emeği geçti.
 
AKADEMİK KARİYER YAPANLAR
 
Şevket ve Hikmet Birand kardeşler uzmanlık derecelerini Almanya’da aldılar. Yurda döndükten sonra her ikisi de akademik çalışmaları yeğlediler. Hikmet Birand birçok üniversitede "Botanik Bölümü"nü kurdu. Bitki sosyolojisi ile ilgili çalışmalar yaptı. Ankara Üniversitesi Rektörlüğünde bulundu. Şevket Birand Yüksek Ziraat Enstitüsü Jeoloji Bölümü başkanlığı yaptı.
 
Akademik kariyer yapmayı seçerek yüzlerce ziraatçı yetiştirenler arasında Esad Kadaster ve Vamık Tayşi de vardı. Almanya’da zirai-i kimya eğitimi alan Kadaster Erzurum’daki Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü görevinde bulundu. Tayşi de uzmanlığını Almanya’dan alarak Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin kurucu dekanı oldu.

Haber Görseli

ZARARLILARLA MÜCADELE EDENLER
 
Cumhuriyet’in ilk yıllarında tarımsal ürünlerin verimini düşüren bir diğer sorun ürün zararlılarıydı. Ege Bölgesi’ndeki ürün zararlılarıyla mücadeleyi başlatacak Emraz ve Haşerat İstasyonu -günümüzde Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü- Nihat İyriboz tarafından kuruldu. Entomoloji dalında aldığı uzmanlık derecesiyle Almanya’dan yanında elli dört böcekle dönmüştü. Sonrasında Ege Bölgesi’nden olduğu kadar ülkenin dört bir yanından toplanan böceklerle İstasyon, son derece zengin bir koleksiyona sahip olacaktı. Nihat İyriboz o tarihte İzmir Ziraat Mektebi öğrencisi olan Cemal Aksoy’la, Bakanlığın yolladığı iki bisiklete atlayıp tarlalarda araştırmalara başladı. Biyolojisini çıkardığı her bir zararlıyla büyük ölçüde doğal yöntemlerle mücadeleye girişti. Asma mildiyösüne karşı kullanılan bordo bulamacında göztaşı oranının yarı yarıya düşürülmesini sağladı. Ambar zararlılarına, başta tütün, zeytin, elma, incir olmak üzere ürünlerin peşini bırakmayan birçok zararlıya karşı, zamanla sayıları artarak entomoloji ve fitopataloji alanlarında uzmanlaşan asistanlarıyla birlikte, mücadele yürüttü. O tarihlerde İstasyonda çalışan genç asistanlar arasında Apti Özkök, Osman Arı, Necati Kaşkaloğlu, Atıf Attila, Zehra ve Hüseyin Türkmenoğlu, Meliha ve Mahmut Karman, Şahide Yargıç, Mesude Eralp vardı. Nihat İyriboz arı hastalıkları üzerine de çalıştı. Arı Dergisi, Mahsul Hekimi Dergisi ile bitki koruma ve bitki hastalıkları üzerine onlarca kitap, kitapçık, makale yazdı. Kurucusu olduğu enstitüde yirmi yıl müdürlük yaptıktan sonra I. Menderes Hükümeti’nde dokuz ay Tarım Bakanı olarak görev aldı.
 
İLK KADIN ZİRAATÇILAR
 
Cumhuriyet’in ilk kadın ziraatçıları Yüksek Ziraat Enstitüsünden mezun oldular. Mesude Eralp ülkemizin ilk kadın entomologlarındandı. Uzmanlık çalışması Çukurova pamuklarında zararlı yeşilkurtun yayılışı, salgınlaşması ve önlenmesi üzerineydi. Bornova’dan başka Ankara ve Adana’daki zirai mücadele enstitülerinde çalıştı. Ziraat Mühendisleri Odası ve Tarım Bakanlığı tarafından ödüle layık görüldü. Cumhuriyet’e Kanat Gerenler Vefa Gecesinde beratla ödüllendirildi.
 
Şahide Yargıç, adı bir süre Bornova Zirai Mücadele İstasyonu olan enstitüde meyve, süs, bitkileri, meşe ve palamut zararlıları konusunda uzmanlaştı.
 
Hadiye Tuncer doktorasını yulaf kültürleri üzerine yaptı. Osmanlı Kanunnameleri ile Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki toprak hukukuna ilişkin belge ve kanunları günümüz diline aktardı. Cumhuriyet’in 75. yılı anısına Onur Ödülü aldı. 
 
ONLARI TANIMAK VE O RUHU YAŞATMAK   
                                                        
Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak ülke tarımının ilerlemesi için büyük emek veren başka ziraatçılar elbette var. Onların, bugün de ülkemiz tarımı için paha biçilmez değerde olan çalışmalarından ders alabilmek, sahip oldukları adanmışlık anlayışını sürdürebilmek onları tanımak, tanıtmakla mümkün. Bu kapsamda ilgili kurum arşivlerinin zenginleşmesi, araştırmacıların kurumsal ve kişisel arşivlere ulaşabilmesi gerekiyor.
 
Cumhuriyet’in ilk ziraatçıları, varoluşlarının asıl nedenini ülkeye hizmet etmek olarak kabul eden kuşağın bireyleriydi. Onlar, bugün Tarım ve Orman Bakanlığımız bünyesindeki pek çok enstitü, daire başkanlığı ve benzeri kurumların kurucusu olan, ziraatin hemen hemen her alanında ilk adımları atan, masa başında oturmak yerine daima çiftçinin yanında olan, mutlaka bilimsel çalışmalar yapan ve onlarca yazılı eser veren ziraatçılardı.
 
Bu çok kıymetli ziraatçılarımızı Cumhuriyetimizin 100. yılında şükranla anıyoruz. 

Mehlika Mete tarım tarihi