MAYIS-HAZİRAN 2020 / AYIN KONUSU

Kaybolan toprak miktarı 500 milyon tondan 154 milyona düştü


Murat ÖZKAN    

22.05.2020 

Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde her yıl 12 milyar hektar arazi maalesef tahrip edilmekte, verimsiz hale gelmektedir. Bu durum, 110 ülkede yaşayan 1.2 milyara yakın nüfusu doğrudan tehdit etmektedir.
Türkiye iklimi, topografyası ve toprak özellikleriyle erozyona hassas bir bölgede yer alıyor. Aynı zamanda iklim değişikliği, insan faaliyetleri de arazi bozulumlarına yani çölleşmeye yol açabiliyor. 17 Haziran Dünya Çölleşme ile Mücadele Günü vesilesiyle ülkemizde erozyon ve çölleşme ile mücadelede alınan tedbirler, yapılan çalışmalar hakkındaki bilgileri Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Nurettin Taş’tan aldık.

Çölleşme nedir? Ülkemiz çölleşme ve erozyonla mücadelede öncelikli alanları nasıl belirliyor?
 
Çölleşme deyince akla ilk gelen: kum tepeleri, uçsuz bucaksız sahra alanları, Arabistan veya Afrika’daki çöllerdir. Aslında çölleşme iklim değişikliğinin yanı sıra insan faaliyetleri sonucu arazilerin bozulmasını ifade eder. Çölleşme, toprakların üretkenliğini azaltmakta, gıda güvenliğini tehdit etmekte, doğal kaynakların tahrip ve yok olmasına sebep olmaktadır. 
 
Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde her yıl 12 milyar hektar arazi maalesef tahrip edilmekte, verimsiz hale gelmektedir. Bu durum, 110 ülkede yaşayan 1.2 milyara yakın nüfusu doğrudan tehdit etmektedir. Arazinin tahrip olması demek, verimli arazilerin yok olması, insanların geçim kaynaklarının sıkıntıya girmesi demektir. Bu durum beraberinde göç, fakirlik ve çatışmalar gibi sosyal problemleri de getirir. Yerelden başlayan bu problem, tüm ülkenin gıda arzı açısından risk oluşturmakta ve sonuçta herkesi etkilemektedir. Arazi tahribatı, gıda güvencesinin sağlanması açısından kritik önemi haizdir.  Bildiğiniz gibi, 2020 yılı başından beri gündemimizde yer alan ve ülkemizi de etkisine alan Covid 19 salgını sonucunda insanlar gıda bulamamak endişesiyle evlerinde stok yapmaya başladılar. Bugün sosyal hayatımızdan, ekonomik faaliyetlerin birçoğundan fedakârlık yapabiliyoruz. Ancak konu gıdaya geldiğinde herkesin endişelerinin en üst seviyeye çıktığını görüyoruz. Çünkü karnımızı doyurmak en temel insani ihtiyaçlarımızın başında gelmektedir. Bu sebeple de arazilerimizi hem bugünü hem de geleceği düşünerek verimli kullanmak, çölleşmeye terk etmemek zorundayız. 
 
TOPRAKLARIMIZIN YAKLAŞIK YÜZDE 22,5’İ YÜKSEK RİSK GRUBUNDA
 
Bu bilinç ile ülkemizde çölleşmeye hassas alanları belirlemek maksadıyla, “Türkiye Ulusal Çölleşme Modeli” oluşturduk ve “Türkiye Çölleşme Risk Haritası” hazırladık. Ülkemiz geneline bakacak olursak, topraklarımızın yaklaşık yüzde 22.5’i yüksek risk grubunda bulunmaktadır. 
 
Yine, “Türkiye Toprak Organik Karbonu Modeli ve Haritalanması Projesi”, “Ulusal Arazi Örtüsü Sınıflandırma ve İzleme Sistemi Projesi”, “Türkiye Dinamik Erozyon İzleme Sistemi” gibi modellerle de ülkemizin arazilerini izlemeye ve çalışmalarımızı yüksek risk içeren alanları dikkate alarak gerçekleştirmeye gayret ediyoruz.

Haber Görseli

TAŞINAN TOPRAK MİKTARI AZALDI
 
Çölleşmeyle mücadele etmek maksadıyla yapmış olduğunuz belli başlı çalışmalardan kısaca bahsedebilir misiniz?
 
Gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda önceliğimiz her zaman bölgenin ve yerel halkın ihtiyaçlarını odağa almaktır. Problemleri yereldeki insanları dikkate alarak belirliyor, buradan yola çıkarak ulusal politikalarımızla uyumlu yaklaşımlar gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
 
Örneğin, bölgenin ekolojik, sosyal, kültürel, demografik yapısını ve ekonomik şartlarını dikkate alan entegre havza rehabilitasyon plan ve projeleri hazırlıyoruz. Yerel halk, özel sektör, akademisyenler, belediyeler ve ilgili tüm paydaşları bir araya getirerek, ortak akıl ile bütüncül bir yaklaşımla bu bölgelerdeki sorunlara çözüm getirmeye gayret ediyoruz. 2011-2019 yılları arasında 17 adet entegre mikrohavza rehabilitasyon projesi hazırladık.

Haber Görseli

İnsanlarımızın heyelan ve çığ sebebiyle can kaybına mâni olmak maksadıyla heyelan duyarlılık haritaları ve çığ tehlike haritaları oluşturuyoruz. Yüksek risk içeren alanlarda projeler yürütüyoruz. Bugüne kadar, 18 adet heyelan kontrol ve rehabilitasyon projesi ile 20 adet çığ kontrol projesi tanzim ettik.
 
Bunun yanı sıra, barajların ekonomik ömrünü artırmak gayesi ile bugüne kadar 97 adet baraj havzasında yeşil kuşak ağaçlandırma projesi hazırladık.
 
Türkiye: iklimi, topografyası ve toprak özellikleriyle erozyona hassas bir bölgededir. Erozyonu önlemler alarak azaltmak mümkündür. Gerçekleştirdiğimiz başarılı faaliyetler ile 1970’li yıllarda erozyonla denizlere, göllere ve barajlara taşınan toprak miktarı yılda 500 milyon ton iken, günümüzde yapılan ölçümlere göre bu miktar yılda 154 milyon tona düşmüştür. Hedefimiz 2023 yılında erozyonla kaybolan toprak miktarını yıllık 130 milyon tona düşürmektir.
 
2023 HEDEFİMİZ 7 MİLYAR FİDAN
 
Son 16 yılda yapılan ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmalarıyla çölleşme ve erozyon ile mücadelede, büyük adımlar atılmış ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlatılan “Ulusal Ağaçlandırma Seferberliği” ile bugüne kadar 4,5 milyar fidan toprakla buluşturulmuştur. Hedefimiz ise 2023 yılına kadar dünya nüfusu oranında yani 7 milyar fidanı toprakla buluşturmaktır.
 
Yapılan bu çalışmalar çoğu dünya ülkesinin hayal bile edemeyeceği büyüklükte toprağı korumaya matuf projelerdir. Bu projeler büyük bir emek ve kararlılık isteyen ve tüm dünyaya örnek teşkil eden projelerdir.
 
Bu yüzden ülkemizin yaptığı bu çalışmalar, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da diğer ülkelere her platformda örnek olarak gösterilmektedir.
 
Diğer ülkelere kıyasla çölleşme ve erozyonla mücadelede avantajlarımız ve dezavantajlarımız neler? 
 
Ülkemizin çölleşmeyle mücadeleye yönelik en büyük avantajı sahip olduğu teknik bilgi ve uzun yıllara dayanan tecrübesidir. Hem yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan insanlar hem de köklü ormancılık ve tarım teşkilatlanması bizi bu mücadelede güçlü kılmakta, dünyaya örnek olmamızı sağlamaktadır. Dezavantajımız ise kuşkusuz, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen Akdeniz Havzasında yer almamız, zorlu topografik yapımız ve artan insan nüfusu sonucu topraklarımız üzerinde her geçen gün daha da artan baskıdır.

Haber Görseli

Çölleşmeyle mücadeleye yönelik uluslararası arenada hangi faaliyetleri gerçekleştiriyorsunuz? 
 
Ülkemizin çölleşme ve erozyonla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan bilgi birikimi ve tecrübesi mevcuttur. Bu bilgi birikimini, Afrika ülkeleri başta olmak üzere az gelişmiş ülkeler ile paylaşmaya yönelik her yıl 50 civarında ülkeden, 100 kadar uzmana eğitim vermekteyiz. 2019 yılı sonu itibarıyla 839 yabancı uzman çölleşme ve erozyon konularında ülkemizdeki eğitimlerde yer almışlardır.
 
2015 yılında, çölleşme ile mücadeleye yönelik uluslararası yol haritasının oluşturulduğu Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesinin Taraflar Konferansına (UNCCD-COP12) Ankara’da ev sahipliği yaptık.  İki yıl süreyle de Dönem Başkanlığı görevi ülkemiz tarafından başarıyla yürütüldü.  Ankara’da gerçekleştirilen Konferansın ardından dört yıllık bir süre için “Ankara İnisiyatifi” isimli bir girişim başlatılmış olup 5 milyon dolarlık bir bütçe Taraflar Konferansında alınan kararlara destek olmak maksadı ile ayrıldı.
 
Yine BM Gıda Tarım Örgütü (FAO) ile Türkiye Ormancılık Ortaklık Programı Anlaşması (FTFP) imzalanmış olup, 3 milyon dolar Afrika ülkelerine yönelik olmak üzere toplam 10 milyon dolarlık bir bütçe ile Bakanlığımız projeler hazırlamakta ve uygulamaktadır.
 
Ülkemiz ile Pan-Afrika Büyük Yeşil Duvar Ajansı arasında imzalanan Mutabakat Zaptı kapsamında Ajansa üye ülkeler ile iş birliği ve projeler yapmaktayız. 
 
17 Haziran Dünya Çölleşme İle Mücadele Günü kapsamında bu yıl hangi faaliyetleri gerçekleştirmeyi planlamaktasınız? 
 
Geçen yıl ülkemizin ev sahipliği yaptığı, “Dünya Çölleşme ve Kuraklık Günü Uluslararası Merasiminin” bu yıl Kore’nin Seul kentinde gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. 
 
Ancak bizler ülkemizde de bu kapsamda faaliyetler gerçekleştirmeyi ve halkımızın farkındalığına katkı sağlamayı planlıyoruz. Bu hafta boyunca halka açık çeşitli alanlarda bilinçlendirme ve bilgilendirme afişlerinin sergilenmesini sağlamayı planlıyoruz.

erozyon çölleşme