MART-NİSAN 2026 / ÖZEL HABER
“Artık bilgiye zaman ve mekândan bağımsız ulaşmak mümkün”
Tarım ve Orman Bakanlığının 1944 yılında kurulan ilk kütüphanesi, değişen ihtiyaçlar ve gelişen teknolojiye ayak uydurarak Dijital Tarım İhtisas Kütüphanesine dönüştü. Bu dönüşümde çok önemli katkıları olan Kütüphane Koordinatörü, Tarım ve Orman Uzmanı Mehmet Bilir ile Kütüphane Haftası dolayısıyla bir araya geldik. Bilir, hem bu dönüşümün ayrıntılarını hem de kütüphane ile ilgili gelecek hedeflerini siz okuyucularımız için anlattı.
Dijital Tarım İhtisas Kütüphanesinin kurulmasında çok önemli katkılarınız oldu. Tarım Bakanlığı Kütüphanesinin kuruluşundan Dijital Tarım İhtisas Kütüphanesine dönüşümünü kısaca anlatır mısınız?
“İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması” olarak tanımlanan “aksiyon” kavramının birkaç farklı şekilde kullanımı var. Günümüzün değişen şartlarına göre pozisyon alıyorsak buna “aksiyon almak” deniyor. Etrafımızdaki gelişmelere karşı bir refleks gösteriyorsak buna “reaksiyon”, gelecek öngörüleri ile harekete geçmeye ise “proaksiyon”. Yaşadığımız çağın gereklilikleri, İbn Haldun’un tarifi ile “umran”; günümüzün hatta geleceğin teknik ve teknolojileri bizi de bazı değişimlere itiyor. Nasıl bugünün sorunlarına dünün çözümleri ile karşılık veremiyorsak bugünün sorunlarına bugünün çözümlerini üretip proaktif bir yaklaşımla geleceğin ihtiyaçlarına da cevap verebilecek altyapıları şimdiden kurgulamamız gerekiyor.
Kütüphaneler, insanlığın bilgi birikimini, kültürünü ve tarihini muhafaza ederek gelecek nesillere aktaran bilim, sanat ve edebiyat hazinelerinin korunduğu en önemli kurumlardır. Bilgiyi depolayıp düzenleyen bu merkezler dünü bugüne taşıyan bir hafıza görevi görürken aynı zamanda bilgiye erişim ve paylaşım imkânı sunar. Yani ilk görevi derme (kitapları bir araya getirme), tasnif, sonrasında ise eşit ve erişilebilir bir şekilde muhatabına sunmaktır. Çünkü “Her kitabın bir okuyucusu vardır.”
İki farklı yönden geniş bir girizgâh yapmış olduk. Şimdi asıl soruya dönelim. Bakanlığımız kütüphanesi 1944 yılında kurulmuş. Tabii ki Bakanlık bünyesindeki okullarda ve araştırma enstitülerinde çok daha eski yıllarda kurulan onlarca kütüphane var. Bu kütüphanelerden de eserler derlenerek geniş bir derme oluşturulmuş. Koleksiyon sürekli geliştirilmiş, korunarak 2000’li yıllara kadar gelmişti. İnternet teknolojileri hızla hayatımıza girmiş, iletişim baş döndürücü (eksponansiyel) bir hızla gelişiyordu. Bu gelişim ortamında koruna gelmiş ve tamamı tarımla ilgili geniş koleksiyonu günümüz teknolojisine taşıma aksiyonu içine girmemiz gerekiyordu. 2000’li yılların başında işe ilk olarak tüm internet kullanıcılarının tarama yapabileceği şekilde katalog programımızı erişime açmakla başladık. Çünkü kütüphanemiz 1987 yılında kartotekslerden bilgisayar ortamına taşınan kataloğu ile Türkiye’de elektronik ortama taşınan dördüncü kütüphane idi. Altyapımız hazırdı. Kitabın bilgisine ulaşmak yetmez, bu kitapların içeriklerini de hızlı bir şekilde internete taşımak gerekirdi. Bu noktada hayatımıza dijital kütüphanecilik girdi.
Hacettepe Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yaşar Tonta bir sunumunda şu ifadeyi kullanmıştı: “On-line değilsen yoksun”. Uluslararası Kütüphane Dernekleri ve Kuruluşları Birliği (IFLA) tarafından yayınlanan “Kütüphaneler ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” raporunda şu ifadeler yer alıyor; kütüphanede bulunan kaynakları herkesin eşit kullanımını sağlama, bilgiye hızlı erişim sağlama. Bu noktadan hareketle biz de proaktif davranmamız gerektiği kanaati ile çalışmalara başladık. Ankara Üniversitesinden Dr. Vedat Gültekin ile birlikte yazdığımız bir makalemizin girişi şu şekilde başlıyor: “Dijital teknolojilerin gelişimi, araştırmacıların bilgiye yer ve zamandan bağımsız olarak erişmesini ve araştırma faaliyetlerini daha hızlı ve verimli şekilde sürdürmesini mümkün kılmaktadır.” Biz de kendimize tam bu noktayı hedef aldık; dijitalleştirilmiş bilgiye zaman ve mekândan bağımsız, hızlı ve kolay erişilebilir bir altyapıyı kurduk. Daha doğrusu; raflarda bulunan sayfaları, satırları dijital dünyaya taşıdık. Klasik kütüphanecilikten dijital kütüphaneciliğe, Tarım İhtisas Kütüphanesinden Tarım Bilgi Merkezine dönüşümü başlatmış olduk. Başta da belirttiğimiz ifadeyi tekrar edelim: Her kitabın, her satırın bir muhatabı vardır. Biz günümüz teknolojisi ile onları buluşturmak için çaba sarf ediyoruz.
“ÖRNEK BİR PROJEYİZ”
Bu dönüşümde sizi zorlayan durumlar oldu mu?
Yukarıda aksiyon almadan ve proaktif davranmadan bahsettik. Bir de hiperaktiflik var ki maalesef baş edilmesi zor bir durum. İhale aşamasına kadar oldukça uzun bir süreç yaşadık. Sektörün içinde olanlar da dâhil çok kimse bize inanmıyordu. Örneğin dijitalleştirmede OCR başarısını biz şartnamemize kabul kriteri olarak koyduk ve alt sınırı yüzde 95 olarak belirledik. İlk etapta taradığımız 7 bin (yaklaşık 1 milyon iki yüz bin sayfa) kitabın tamamında, her kitaptan ardışık aralıklarla seçilen 5 sayfada kelime kelime hata oranlarını aradık. Sonuçta ilk etabı yüzde 98 doğrulukla bitirdik. İhaleye katılma ihtimali olan firmaların en çok itiraz ettikleri noktalar bunlardı, “yüzde 80’i geçemezsiniz” diyorlardı. Bu yöntem ülkemizde yapılan dijitalleştirme ihalelerinde ilk defa bizim şartnamemizde yer aldı.
İhtisas kütüphanesi olmanın avantajları nelerdir?
İhtisas kütüphanesi olunca sadece kendi alanınızla ilgili derme geliştiriyorsunuz. Yani seçme bir koleksiyon. Aynı şekilde muhataplarınız da sadece o konu ile ilgili detaylı araştırmalar yapan; ihtisas alanıyla ilgili nitelikli, seçme bir kitle oluyor. Şunu savunuyoruz: “Bizim amacımız her gün onlarca ziyaretçiye değil ayda bir iki nitelikli araştırmacıya hizmet etmek.” Bu tabii ki fiziksel kütüphanemiz için geçerli. Dijital kütüphanemizde durum çok farklı. Kütüphanemize bir yılda gelen fiziksel ziyaretçi sayısını dijital kütüphanemizde anlık olarak görüyoruz.
Kütüphanede kaç kitap var, bunlar içinde kaç kitaba dijital olarak ulaşılabiliyor?
Hâlihazırda Merkez Kütüphane ile farklı birimlerde ve farklı illerde 20 kütüphanede 100 bin yayın okuyucu hizmetine sunulmakta. Tarım öğretiminin başlangıcı sayılan Halkalı Ziraat Mektebi kitapları da dâhil olmak üzere tarım eğitimi, tarımsal AR-GE ve gelişime ışık tutan ve tarımın her alanında kaynak kitap olma özelliğinde çok sayıda yayını içermekte. Ülkemizde üretilen tarımsal yayınların tahmini olarak yüzde 50’sini barındırması sayesinde, tarımsal bilgi kaynaklarının muhafazası açısından önemli bir görev üstlenmekteyiz.
Geldiğimiz noktada tamamı tarımla ilgili 25 bin kaynağın 20 binine açık erişim kuralları çerçevesinde ücretsiz, tam metin arama özelliği ile muazzam bir hızla erişilebiliyor. Telif mevzuatında bir eserin erişime açılabilmesi için yazarının ya da yayıncısının izni gerekiyor. Erişime açılan yayınların tamamı ya mevzuatın istisnaları arasında ya da yazarından/yayıncısından yazılı izin ile erişime açılıyor.
HAYALİMİZ “TARIM BİLGİ MERKEZİ”
Hedeflediğiniz noktaya ulaştınız mı? Yeni hedefleriniz nelerdir?
Hedefe ulaştığınızda aslında göreviniz de bitmiş olur. Biz kendimize uzak bir hedef koymakla beraber o uzak hedefe ulaşmada merdiven basamakları gibi küçük hedefler koyarak enerjimizi, sinerjimizi sürekli dinamik tutacak şekilde ilerliyoruz. 25 bin dijitalleştirilmiş kaynak ile şu anda büyük hedefin yarısına ulaşmışız. Yapay zekâ çalışmalarında beklediğimiz sonuca henüz ulaşamadık, çalışmalarımız devam ediyor. Ama şimdiki hedefimiz: ihtisas alanımızla ilgili yayımlanmış tüm kaynakları bünyemizde bulundurabileceğimiz bir “Tarım Bilgi Merkezi”ni hayal ediyoruz.
Kütüphanenin dijitalleşmesinin ardından kullanıcı sayısında nasıl bir artış oldu?
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ihtisas kütüphanesi olmamız hasebiyle fiziksel kullanıcı sayımız tarımla ilgili araştırma yapan araştırmacılarla sınırlı kalıyor. Ama dijital dünya öyle değil. İletişimin, etkileşimin her gün katlanarak hızlandığı günümüzde ortalama değerlere baktığımızda anlık 50, günlük 10 bin ziyaretçi karşılıyoruz. Son aylardaki verilere baktığımızda günde 100’den fazla kitap okunuyor dijital ortamda. İstatistiklerini takip ettiğim onlarca web sitesinden biliyorum ki kullanıcıların yüzde 99’u siteyi ilk iki dakika içinde terk eder. Ama bizde öyle değil bu yılın başından itibaren sitede 1 saatin üzerinde zaman geçiren kullanıcıların oranı yüzde 9,2.
Kütüphanede stajyer eğitimi hakkında da bilgi verir misiniz?
Şimdiye kadar yüzlerce öğrenciyle çalışma fırsatımız oldu. Hepsini kendi evladımız gibi görüyor, mesleki anlamda donanımlı hâle gelmeleri için elimizden gelen gayretle onlara katkı sunmaya çalışıyoruz. İsterseniz yakın dönemde stajlarını tamamlayan birkaç öğrencimizin görüşlerini de burada aktaralım:
Mücahid Taşcıoğlu, Hacettepe Üniversitesi: “Daha önce bir halk kütüphanesinde görev almış olmam sebebiyle kütüphane ortamına yabancı değildim. Ancak bir ihtisas kütüphanesinde çalışmanın ne kadar farklı ve kapsamlı bir deneyim sunduğunu burada yakından gözlemleme imkânı elde ettim. Özellikle tarım alanında yürütülen çalışmaların yoğunluğu, üretkenliği ve yenilikçi yaklaşımı beni fazlasıyla etkiledi. Tarımın yalnızca uygulamaya değil güçlü bir bilgi altyapısına dayandığını bu staj süreci sayesinde daha net gördüm. Bu deneyim, bilgi yönetiminin sektörel uzmanlık alanlarında ne kadar kritik bir rol üstlendiğini anlamamı sağladı.”
Zeynep Nur Arslan, AYBÜ: “Staja başlamadan önce üstümde bir gerginlik vardı. Çünkü bizim toplumumuzda stajyer biraz ayak işçisi gibi görünüyor. Fakat burada yaptığım stajda böyle bir şey yaşamadım herkes çok samimiydi. Belli bir yerde mesleği uygulama olarak öğrendim diyebilirim. Bilgi ve belge yönetimi öğrencisi olarak mezun olmadan çalışabileceğim bir sahayı görmüş oldum.”
Yağmur Mermer, DTCF: “Staj boyunca kendimi geliştirme ve yeni bilgiler öğrenme şansı yakaladım. Özellikle bilginin dijitalleştirilmesi sürecini yerinde gözlemlemek; verinin sadece saklanmasının değil hızlı ve erişilebilir kılınmasının günümüz dünyasında ne kadar kritik olduğunu anlamamı sağladı. Geleneksel kütüphaneciliğin modern teknolojiyle buluştuğu bu merkezde, bilginin dijitalleşerek zamandan ve mekândan bağımsız hâle gelmesinin erişilebilirlik açısından sağladığı katkıyı bizzat tecrübe ettim. Çalışma ortamının sunduğu samimiyet ve sıcaklığın yanı sıra, tüm çalışanların bizleri her adımda destekleyerek yeni şeyler öğrenmeye teşvik etmesi, staj sürecimi son derece verimli kıldı. Bana bu kapıları açan, bilgi ve tecrübelerini esirgemeden benimle paylaşan herkese içtenlikle teşekkür ederim.”
Kütüphane Haftası ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Kütüphane Haftası; Mart ayının son Pazartesi günü ile başlayan hafta ülkemizde 1964 yılından beri kutlanır. Kutlama etkinliklerinde yurt çapında kütüphane ve kütüphanecilik konularını ele alan konferanslar, sempozyumlar, paneller, seminerler gerçekleştirilmekte; yeni yayınları okuyuculara tanıtıcı sergiler açılmakta; eğitici ve kültürel film ve slaytlar gösterilmekte; kütüphane ve kitapla ilgili çeşitli söyleşiler ve yarışmalar düzenlenmekte. Biz de bu hafta kapsamında hem görünürlüğümüze yönelik faaliyetler yapmakta hem de yapılan faaliyetlere katılarak bilgi ve tecrübemizi geliştirmekte, paylaşılan yeniliklerden haberdar olmaktayız.