MART-NİSAN 2026 / KAPAK KONUSU

“Su kaynaklarımızın korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere eksiksiz olarak aktarılması için çalışıyoruz”


Müge ÇEVİK    

03.06.2026 


Ülkemiz, küresel iklim değişikliklerinden en fazla etkilenen ülkelerden biri. Bu da kuraklık ve taşkın risklerini beraberinde getiriyor. Türkiye’nin su kaynaklarının korunması ve suyun verimli kullanılması adına yürütülen çalışmalar da bu çerçevede en önemli konulardan biri hâline geliyor. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Türkiye’nin su kapasitesi ve bu kapasitenin korunmasıyla ilgili stratejiler ile suyun verimli kullanımına ilişkin projelerin detaylarını dergimiz için anlattı.

Küresel iklim değişikliğiyle birlikte Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasındaki konumu her geçen gün kritikleşiyor. DSİ’nin bu yeni normalde “Su Güvenliği” için belirlediği yol haritası nedir?
 
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü olarak küresel iklim değişikliği nedeniyle sıklığı, şiddeti ve etkinlik alanı artan kuraklığın olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla yapısal ve yapısal olmayan tedbirleri hayata geçiriyoruz. Yapısal çalışmalarımız kapsamında; ekonomik kullanılabilir su potansiyelini geliştirmek için depolama tesislerinin tamamlanması, havzalararası su aktarımı projelerinin tamamlanması, yeni inşa edilecek sulama sistemlerinin basınçlı-borulu olarak inşa edilmesi çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. İşletmedeki sulama tesislerinin “Yenileme Projesi” ile basınçlı-borulu sisteme dönüştürülmesi, modernizasyonunun alternatif finans yöntemleri bulunarak hızlıca yapılması; işletmedeki sulama tesislerinin bakım ve onarım ihtiyaçlarının ise Bak-Onar Projeleri kapsamında su kullanıcı teşkilatlarla birlikte gecikmeden karşılanarak iletim randımanının yükseltilmesi çalışmalarını yürütüyoruz. 
 
Yine yapısal çalışmalarımız kapsamında suyun adil ve güvenilir biçimde iletim ve dağıtımının sağlanması, kayıp ve kaçakların tespit edilebilmesi maksadıyla işletmedeki sulama tesislerine ölçü tesisleri kurulması, sulama yönetiminde otomasyon uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca kullanılmış suların sulamada yeniden kullanımına yönelik olarak gerekli atık su tesislerinin inşa edilmesi çalışmalarımız da devam ediyor. 
 
Yapısal olmayan çalışmalar çerçevesinde; İşletmede bulunan tüm barajlar için (enerji-içme suyu-sulama) işletme programlarının hazırlanması. Sulama yönetimi faaliyetleri kapsamında sulama tesislerinde bitki su ihtiyaçlarına göre “Genel Sulama Planlaması” yapılması, suyun ihtiyaçtan daha fazla kullanımının önüne geçmek amacıyla alt yapısı uygun olan borulu sulama tesislerinde “kademeli su kullanım hizmet bedeli” uygulanması, kuraklık ve alınacak tedbirler konusunda ise bilgilendirme ve koordinasyon çalışması yapılması hayata geçirdiğimiz tedbirlerdendir.

Haber Görseli

SU DEPOLAMA KAPASİTESİMİZ 183,7 MİLYAR METREKÜP
İçinde bulunduğumuz bu kurak periyotlarda barajlar ve depolama tesisleri daha da önemli hâle geldi. Bu konuda neler yapılıyor? 
 
Barajlar ülkemiz gibi akarsu rejiminin düzensiz olduğu ülkelerde olmazsa olmaz tesislerdir. Özellikle küresel ısınma ve iklim değişikliği bu kritik tesislerin önemini daha da artmıştır. Çünkü iklim değişikliği taşkın ve kuraklık gibi suya bağlı afetlerin sıklığında, şiddetinde ve etkinlik alanında artışlara sebep oluyor. Üstelik ülkemiz, iklim değişikliğinden en çok etkilenen coğrafyalar arasında yer alan Akdeniz Havzası’nda bulunmaktadır. Bu sebeple barajlar ülkemiz açısından hayati önemi haiz tesislerdir.
 
DSİ Genel Müdürlüğümüz bu bilinçle vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerimizin mevcut ve gelecekte ortaya çıkacak ihtiyaçları ekseninde 183,7 milyar metreküplük su depolama kapasitesi geliştirmiş durumda. Bu kapasiteyi geliştirmek için bin 831 adet baraj, gölet ve bent gibi depolama tesisi inşa edildi. Bu bin 831 adet depolama tesisinin bin 327 adedi yani toplam depolama tesislerimizin yüzde 72’si son 23 yılda hizmete alındı. Son 23 yılda hizmete alınan depolama tesisleri ile yaklaşık 50 milyar 600 milyon metreküplük depolama kapasitesi geliştirilmiş durumda.
 
Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de daha sık karşılaşmaya başladığımız kurak dönemler, geliştirilen bu depolama kapasitesi sayesinde tarımsal sulamada ciddi bir sıkıntı oluşmadan yönetilebildi. Yine aynı şekilde kurak periyotlarda şehirlerimizde meydana gelen içme ve kullanma suyu sıkıntıları da büyümeden çözülebildi. Barajlarımız kuraklıkla mücadelede olduğu kadar taşkınlarla mücadelede de etkin rol oynuyor.

Haber Görseli

YER ALTI SULARININ MİKTAR VE KALİTESİNİ SÜREKLİ İZLİYORUZ
Yer altı su kaynaklarının korunması amacıyla yürüttüğünüz denetim mekanizmaları, izinlendirme süreçleri ve kaçak kullanımın önlenmesine yönelik uygulamalarınız nelerdir?
 
Sürdürülebilir bir yer altı suyu kaynakları yönetimi için yer altı suyu potansiyelinin korunması büyük önem arz ediyor. Hâlen ülkemizde halk sulamaları da dâhil olmak üzere yaklaşık 2 milyon hektar alanda yer altı suyu ile tarım yapılıyor ve ülkemizde nüfusun bir kısmı da içme ve kullanma suyu olarak yer altı suyunu kullanıyor. 
 
Oldukça stratejik bir kaynak olan yer altı suyu rezervini, değişen iklim şartları ve artan kullanım miktarları nedeni ile sürekli takip ediyoruz. Bu anlamda havza bazlı hidrojeolojik etüt çalışmaları yapılıyor. Bu etütlerle havzada kullanılacak yer altı suyu miktarı güncelleniyor ve baskı unsurları dikkate alınarak kalite olarak da araştırılıyor. Böylece kullanılabilir emniyetli rezervler belirlenerek emniyetli rezervi azalan bölgelerde yer altı suyu tahsisi durduruluyor ve buradaki yer altı sularını arttırmak için suni besleme projeleri geliştiriliyor. 
 
Su ihtiyacını karşılamak isteyen kişiler bazen bilerek, bazen de bilmeyerek belgesiz kuyular açabiliyor. Bu kuyular için havzanın yer altı suyu rezervi yeterliyse belge veriliyor, yer altı suyu yetersiz ise 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu ilgili maddeleri gereği kuyulardan su çekimi sonlandırılıyor.
 
Havzalardaki yer altı suyu miktar ve kalite açısından kurumumuz tarafından 1960’lı yıllardan itibaren izleniyor. Mevcut durumda DSİ tarafından açılan 4 bin 68 adet rasat kuyusundan izleme yapılıyor. Bunlardan 774 adedi otomatik olarak anlık elde ettikleri verileri DSİ’deki izleme merkezlerine gönderiyor. Bu sayıyı artırmak için çalışmalarımız devam ediyor. Bu izlemelerde seviye, suyun sıcaklığı ve kalite parametreleri takip ediliyor. Aldığımız bu verilerle yer altı suyu seviyesinde azalma görülen bölgelerde, kuyulara verilen tahsisin güncellenmesi yapılarak yer altı suyunun miktar olarak daha kötüye düşmesi engelleniyor. Aynı durum yer altı suyu kalitesi için de geçerli. Yapılan izlemeler sonucunda yer altı suyu kalitesinde olumsuz bir durum görülmesi durumunda bunun kaynağı araştırılarak kirletici faaliyetler durduruluyor.

Haber Görseli

YER ALTI SUYU KULLANAN TESİSLERE SAYAÇ TAKILDI
 
25 Şubat 2011 tarihli değişlik ile 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’da düzenleme yapılarak yer altı suyu kuyularına ölçüm sistemi kurulması zorunluluğu getirildi. Bu kapsamda ülke genelinde yer altı suyu kullanan tüm sanayi tesislerine sayaç takıldı. 11 bin kuyu bu şekilde izleniyor. Böylece çekilen su miktarları düzenli şekilde kontrol edilerek tüketicilerin tahsis miktarı kadar su tüketmeleri sağlanıyor. 
Nihai hedefimiz stratejik varlığımız olan yer altı suyunu içeren tüm akiferlerin mutlaka izlenmesi ve kurak sezonlarda ihtiyaç duyulan suyun buradan karşılanacak şekilde sürdürülebilir bir dijital yönetim sistemi kurmak. Bu yönde çalışmalarımız sürüyor.
 
Ayrıca belgesiz kuyularla sağlıklı bir şekilde mücadele için sondaj makinelerinin disiplin altına alınması ve cezai yaptırımların artırılması hususunda da yeni mevzuat hükümleri taslağı hazırlandı.
 
Sularımızın büyük bir kısmı tarımsal sulamada kullanılıyor? Bununla ilgili olarak hem açık kanal sistemi hem de modern sulama sistemleri ile ilgili alınan önlemlerden söz eder misiniz?
 
2003 yılından itibaren DSİ tarafından inşa edilmekte olan sulama tesisleri kapalı sistem olarak inşa ediliyor. Açık sistem olarak işletmeye alınan sulama tesislerinde tarla içi sulama yöntemi olarak damla/yağmurlama kullanan su kullanıcılarına su kullanım hizmet bedeli tarifesinde belirli oranlarda indirim yapılıyor.
 
Kapalı sistem sulama alanlarında ise hacim esaslı su kullanım hizmet bedeli uygulaması yapılarak su kullanım etkinliği çalışmalarının sonuçları titizlikle takip ediliyor. Sonuçların değerlendirilmesi neticesinde suyun en etkin kullanımının hacim esaslı (m³ bazında) su kullanım hizmet bedeli uygulaması yapılan sulama alanlarında elde edildiği belirlendi. Kapalı sulama alanlarının tamamında hacim esaslı su kullanım hizmet bedeli uygulaması yapılabilecek şekilde gerekli su alma vanası alım süreçleri devam ediyor. Ayrıca yapay zeka destekli sulama otomasyonu çalışmaları kapsamında sulama faaliyetleri yürütülmekte olan 23 adet Bölge Müdürlüğümüzde bir adet proje uygulanmasına yönelik genel teknik şartname hazırlanmış olup ihale hazırlık çalışmaları devam ediyor.
 
BASINÇLI SULAMA SİSTEMLERİ ORANI YÜZDE 38’E ÇIKTI
Tarımda suyun verimli kullanımı ve su verimliliği ile ilgili faaliyetleriniz nelerdir? 
 
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü olarak su verimliliğini artırmak adına suyun en fazla kullanıldığı sektör olan tarımda önemli çalışmalar yapıyoruz. Ekonomik kullanılabilir su potansiyelini geliştirmek, su ve sulama yatırımlarının yapılması konusunda çalışmalar bütün hızıyla devam ediyor. Son 23 yılda 10 binden fazla tesis hizmete aldık.  Yeni inşa edilecek sulama sistemlerinin basınçlı-borulu olarak inşa edilmesi önceliklerimizden. 2002 yılında yüzde 6 olan basınçlı-borulu oranı yüzde 38’e çıktı.
 
Açık sulama sistemlerinin kapalıya dönüştürülmesi konusunda çalışmalar da bütün hızıyla sürdürülüyor. 1,3 milyon hektar alanda planlama-proje-inşaat çalışmaları devam ediyor. Bak-Onar Projeleri ile iletim randımanının yükseltilmesi çalışmaları da titizlikle yürütülüyor.  Bu bağlamda son yıllarda 174 adet sulama tesisinin bakım ve onarım ihtiyaçları giderilmiş durumda.
 
Yapay zekâ destekli sulama otomasyonu uygulamalarını hayata geçirmeye devam edeceğiz. Adana İmamoğlu, Afyonkarahisar ve Denizli illerinde toplam 45 bin dekar alanı kapsayan sulama sistemi otomasyon projelerini tamamlayarak işletmeye aldık. 110 bin dekar alanda da ihale çalışmalarımız devam ediyor.
 
ATIK SULAR “CAN SUYU”NA DÖNÜŞÜYOR
 
Arıtılmadan tabiata deşarj edildiği takdirde çevremizi ve su havzalarımızı kirleten atık sular can suyuna dönüştürülüyor. DSİ, inşa ettiği evsel atık su arıtma tesislerinde arıtılan suların, başta sulama olmak üzere çeşitli maksatlarla kullanımını ilke edinen bir yaklaşım izliyor. 2024 yılında bu alanda ülkemizin en büyük atık su sulaması tesisi Afyonkarahisar’da hizmete alındı. Afyonkarahisar-Merkez Evsel AAT (Atık Su Arıtma Tesisi) Sulaması kapsamında 9 bin 50 dekar arazi geri kazanılan sular ile sulanıyor. Son olarak mayıs ayında Kilis ilimizde 2790 dekar tarım arazisini geri kazanılan sular ile buluşturan Kilis Evsel Atıksu Arıtma Tesisi Sulaması hizmete alındı. Bu tip projelerin ülke geneline yaygınlaştırılmasına dönük yoğun çalışmalar yürütüyoruz. 
 
Terfili sulamaların enerji ihtiyacının yerli ve temiz kaynaklarla karşılanması maksadıyla DSİ tarafından yüzer GES ve sulama GES projeleri yürütülüyor. 2024 yılında Keban Barajı rezervuar yüzey alanında ülkemizin ilk yüzer GES’ini işletmeye alan DSİ; Gaziantep, Adıyaman, Tunceli, Elazığ ve Afyonkarahisar’da işletmeye aldığı karasal GES’ler ile terfili sulamaların enerji ihtiyacını güneş enerjisiyle karşılıyor.

su kaynaklarımızın korunması dsi mehmetakifbalta sustresi iklim değişikliği