KASIM-ARALIK 2025 / TARİHTEN BİR SAYFA

Koca zelzele: 1898 Balıkesir depremi


Mehmet BİLİR    

23.02.2026 


Balıkesir, tarım potansiyeli açısından Türkiye’nin en zengin ve çeşitli coğrafyalarından biridir. İklim ve toprak yapısındaki çeşitlilik, hem Akdeniz hem de Marmara etkilerini taşıyan verimli havzalarında adeta bir tarım mozaiği oluşturur. Pek çok tarım ürününde ülke ortalamasının üzerinde verim alınmaktadır. Türkiye’nin tarım ve hayvancılık sektöründe gerek sahip olduğu tarım alanları gerekse barındırdığı hayvan sayısı ile Balıkesir önemli bir yere sahiptir. 14.583 kilometrekarelik yüzölçümü ile Türkiye’nin 11. büyük ilidir. Hayvancılık, özellikle büyükbaş ve kümes hayvancılığı açısından da gelişmiş olan Balıkesir, süt üretimi ve arıcılıkla da öne çıkar. Bu bereketli topraklar, tarımsal sanayi ile desteklenerek bölge ekonomisinin temel taşlarından birini oluşturur. Bu nedenle “Türkiye’yi Doyuran İl” olarak da adlandırılmaktadır.

Son aylarda Balıkesir’in şirin ilçesi Sındırgı, adeta yerin derinliklerinden gelen bir huzursuzluğu yaşadı. Küçüklü büyüklü ama hissedilir sarsıntılar art arda geldi ve bölge halkında bir tedirginlik oluşturdu. Uzmanlarca “deprem fırtınası” olarak adlandırılan bu olay aslında bize doğanın karmaşık dilini bir kez daha hatırlatıyor. 
 
Balıkesir, yalnızca fay hatlarının değil Türkiye’nin en verimli tarım havzalarının da kesiştiği bir coğrafya. İlin dağları, ovaları; zeytinin gümüş, buğdayın altın, domatesin kızıl renklerle bezenmiş bir yaşam kaynağı. Peki, bu “yerin uğultusu” bir gün daha güçlü bir sese dönüştüğünde, sadece binalarımız değil de bu yaşam kaynağı sarsıldığında neler olur? Tarlalar, seralar, sulama kanalları, soğuk hava depoları, hayvancılık işletmeleri ne durumda kalır?  “Zeytin Diyarı”nın ekonomik ve sosyal dokusunu derinden etkileyebilir mi? 
 
Bu yazıda, tarihin sismik kayıtları ile toprağın bereketini aynı masaya koyarak Balıkesir’in geleceğini iki temel gerçeği üzerinden düşünmeye davet ediyoruz: Diri faylar ve diri tarım.

Haber Görseli

Sındırgı’daki bu “yerin uğultusu”, aslında bölge için yeni bir durum değil. Deprem fırtınasının yaşandığı bölge; Asklepion’dan (Bergama) başlayan, Kütahya’ya doğru devam eden jeotermal bir hat üzerinde bulunuyor1. Bu hat üzerinde adı Ilıca olan köyler, bölgeler, muhitler, dereler mevcut. Bir kısmı Roma Döneminden kalan çok sayıda termal tesis, kaplıca, ılıca mevcut.
 Bölgede geçmişte de oldukça büyük depremler yaşanmış. 29 Ocak 1898 tarihinde saat 11.30’da Balıkesir’de 7.0 büyüklüğünde meydana gelen depremde neredeyse şehir yerle bir olmuştu. Depremden birkaç saat önce yaşanan öncü depremlerde halk dışarı kaçtığı için can kaybının az olduğu (500 civarı) tahmin edilmekte. Osmanlı kayıtlarına göre kentteki 11.000 binadan sadece 51 bina depremden etkilenmemiş. Şehir merkezi ve çevre yerleşmelerde toplam 53.000 kişi depremden etkilenmiş (Bkz. 1898 Balıkesir Depremi). 
Zağnos Paşa ailesinin Balıkesir çevresindeki köklü hayır faaliyetlerini belgeleyen 1462 tarihli vakfiyeye göre Sındırgı’daki pirinç tarlalarından elde edilen gelirler Sitti Hatun2 Camii’nin hizmetlerine ayrılmış; ancak bu tarihi yapı da bu depremde tamamen yıkılmış, zamanla konumunun unutulmasıyla Sındırgı’nın “kayıp camisi” hâline gelmiştir (Kaynak: Mustafa Çetin, sözlü görüşme) (Ayrıca bkz. Turgut, V. (2018)). 
 

Haber Görseli

Depremin ardından dönemin padişahı II. Abdülhamid Han bölgeye fotoğrafçı gönderir ve depremin etkilerini fotoğraflatır. Bu fotoğraflara bugün İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi II. Abdülhamid Han Fotoğraf Albümleri içerisinden ulaşılabilmektedir. Depremde şehirde birçok binanın etkilendiği, şehrin sembol yapılarından biri olan Zağnos Paşa Camii’nin kubbesinin çöktüğü, minaresinin yıkıldığı görülmekte. Halkın tahta barakalar kurduğu, şehir yeniden imar edilene kadar buralarda yaşadığı görülen fotoğraflarda arka planda şehirde neredeyse dikili bina yok (Bkz. II. Abdülhamid Han Fotoğraf Albümleri).
1898’in “Koca Zelzele”si bize sadece binaların değil bir kentin hafızasının da yıkılabileceğini öğretmişti. Bugün Sındırgı’da ve söz konusu jeotermal hat boyunca devam eden hareketlilik ise bu dersin hâlâ geçerli olduğunu hatırlatıyor. Ancak bugünün Balıkesir’i, sadece tarihi yapılarıyla değil aynı zamanda geniş ovaları, zeytinlikleri ve modern tarım işletmeleriyle ayakta. Gelecekteki bir depremin etkilerini konuşurken “kaç katlı bina dayanır?” sorusuyla beraber “tarımsal altyapı ve gıda güvenliği nasıl korunur?” sorusuna da cevap aramak zorundayız. Çünkü bu topraklar, üzerinde yaşayan insanları besleyen bir anne kadar kıymetli. Ona karşı hazırlıklı olmak sadece betonarme değil aynı zamanda tarımsal planlama, kırsal dayanıklılık ve kırsal alanlarımızın güçlendirilmesi anlamına geliyor. Tarih tekerrür etmek zorunda değil. Bunu sağlamanın yolu ise hem fay hatlarını hem de bereketli tarlaları aynı anda, akılla ve saygıyla okumaktan geçiyor.
 

Haber Görseli

Bugün halkın arasında dolaştığımızda en dikkat çekici durum ise şu: Üzerinden çok zaman geçmemiş olmasına rağmen çok büyük yıkıma sebep olmuş bu depremle ilgili Balıkesirlilerin bir şey hatırlamamaları... 
Notlar:
1-Asklepion, M.Ö IV. yy.’da Pergamon Akropolü dışında sağlık tanrısı Asklepios adına kurulmuş bir tedavi merkezidir. Gelişmiş mimari düzeni, uygulanan tedavi yöntemleri ile Batı Anadolu’nun en önemli tedavi merkezi ünvanına sahipti. Büyük avlunun batı kısmında kutsal su kaynakları, erken döneme ait tapınak ve uyku odalarının temel kalıntıları mevcuttur. (Bkz. Bergama Asklepion Örenyeri)
2-Sitti Nefise Hatun; Anadolu Beylerbeyi Timurtaşoğlu Oruç Bey’in kızı, Zağanos Mehmet Paşa’nın eşidir.
 
Kaynakça: 
1898 Balıkesir depremi. Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/1898_Bal%C4%B1kesir_depremi 
(Erişim tarihi: 11 Kasım 2025)
II. Abdülhamid Han Fotoğraf Albümleri. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi. 
https://katalog.istanbul.edu.tr (Erişim tarihi: 11 Kasım 2025)
Bergama Asklepion Örenyeri. Muze.gov.tr., https://muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=ASK01&DistId=ASK 
(Erişim tarihi: 11 Kasım 2025)
Turgut, V. (2018). Vakıf Belgelerine Göre Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi Aileleri II: Âl-i Timurtaş Paşa. 
Osmanlı Araştırmaları, 53(53), 51-120. https://doi.org/10.18589/oa.631971 

balıkesir depremi