KASIM-ARALIK 2025 / MARKA DEĞERİ
Emeği değere, toprağı geleceğe dönüştüren bir girişimci: Hayriyenur Kırman
Murat ÖZKAN
İbrahim BAĞCI
Ordu’nun bereketli topraklarında, fındık ve çilek üretimine yeni bir soluk getiren Hayriyenur Kırman, tarımı sadece bir geçim kaynağı değil toprağa duyulan saygının ve emeğin somut bir karşılığı olarak tanımlıyor. Ünye Kafkas Fındık markasıyla yerel ürünlere katma değer katan ve Tarım ve Orman Bakanlığı Gençlik Konseyinde genç üreticilerin sesi olan Kırman, dijital tarımdan kadın girişimciliğine kadar geniş bir vizyonla sektöre yön vermeyi planlıyor.
Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Tarım alanında üretim kariyerinizi oluşturmanızda en çok motive eden şey nedir?
Çerkez kökenli bir kadın girişimciyim. Ordu’da faaliyet gösteren Ünye Kafkas Fındık markasının kurucusuyum. Yaklaşık 10 yıldır fındık ve çilek üretimi yapıyorum. Tarım benim için yalnızca bir geçim kaynağı değil toprağa, emeğe ve üretime duyulan saygının somut bir karşılığı. Aileden gelen tarımsal kültür, yerel ürünlerin hak ettiği değeri görmemesi ve özellikle kadınların üretimde daha görünür olması gerektiğine olan inancım, bu alanda profesyonel bir yol çizmeme en büyük motivasyon oldu.
Tarım ve Orman Bakanlığı Gençlik Konseyine katılma süreciniz nasıl oldu. Konsey olarak hangi çalışmaları yapıyorsunuz? İlerleyen süreçte konseyde neler yapmayı planlıyorsunuz?
Tarım ve Orman Bakanlığı Gençlik Konseyine sahada aktif üretim yapan genç bir girişimci olarak davet edildim. Konsey çalışmalarında çok yeni sayılırım. Konseyde; genç çiftçilerin sorunlarını doğrudan dile getirmek, politika yapım süreçlerine sahadan veri ve tecrübe aktarmak adına çalışmalar yürütüyoruz. İlerleyen süreçte özellikle gençlerin tarımda kalıcılığını artıracak ekonomik modeller, dijital tarım uygulamaları ve kadın üreticilerin destek mekanizmalarına erişiminin güçlendirilmesi yönünde daha somut projeler geliştirmeyi hedefliyoruz.
Fındık ve çilek gibi farklı üretim alanlarında faaliyet gösteriyorsunuz. Bu ürünleri seçme kararınızı ne etkiledi ve genç bir üretici olarak tarlada, bahçede karşılaştığınız zorluklar neler?
Fındık, bölgemizin temel tarımsal ürünü ve ciddi bir ihracat potansiyeline sahip. Ancak katma değerli üretim eksikliği nedeniyle üretici çoğu zaman emeğinin karşılığını alamıyor. Bu noktada markalaşma ve işleme tarafına odaklandım. Çilek ise daha kısa sürede gelir sağlayan, planlı üretimle genç üreticiye nefes aldıran bir ürün. En büyük zorluklar; iklim değişikliği, iş gücü temini ve pazarlama süreçlerinde yaşanıyor. Genç üretici olarak finansmana erişim ve sürdürülebilirlik en kritik başlıklar arasında. Çilek üretimini serada 12 ay boyunca yapabiliyorum.
Genç çiftçilere yönelik hibe ve destek programlarını yeterli buluyor musunuz? Tarıma ilgi duyan gençlere sizce hangi destekler sağlanmalı?
Mevcut destekler kıymetli ancak tek başına yeterli değil. Hibe kadar önemli olan; uygulamalı eğitimler, pazarlama ve markalaşma desteği, finansal okuryazarlık, dijital tarım ve kooperatifleşme modelleri de çok önemli. Gençlere sadece “üret” demek yetmiyor; ürettiğini nasıl satacağını, nasıl büyüteceğini de öğretmek gerekiyor.
Önümüzdeki süreçte hem üretim anlamında hem de ürünlerinize katma değer sağlayacak hangi çalışmaları planlıyorsunuz?
Fındıkta işlenmiş ve paketli ürün çeşitliliğini artırmayı, markamı ulusal ölçekte daha görünür hâle getirmeyi hedefliyorum. Aynı zamanda kadın emeğini önceleyen, yerel üreticiyi kapsayan bir iş modeli kurmak istiyorum. Uzun vadede ise tarımda girişimcilik ve markalaşma konusunda gençlere ilham verecek bir yapı oluşturmak en büyük hedeflerimden biri.
Tarıma ilgi duyan gençlere ve kadın girişimcilere neler söylemek istersiniz?
Tarım artık sadece tarlada değil akılda, pazarda ve markada kazanılıyor. Gençlere ve kadınlara şunu söylemek isterim: Bilgiye yatırım yapın, sabırlı olun ve vazgeçmeyin. Küçük başlamak başarısızlık değil doğru bir stratejidir. Toprak hâlâ en güvenilir üretim alanlarından biri.
Tarımın geleceği, gençlerin ve kadınların üretimde daha fazla söz sahibi olmasıyla şekillenecek. Bu nedenle tarımı “son çare” değil bilinçli bir kariyer alanı olarak görmeliyiz. Destek veren tüm kurumlara ve üreticilerin sesine kulak veren Tarım ve Orman Bakanlığımıza teşekkür ediyorum.