KASIM-ARALIK 2025 / ÖZEL HABER
Taşkın riski bölgelerinde dijital nöbet
Kontrolü güçleşen aşırı ve ani yağışların birer afete dönüşmesini engellemek için Devlet Su İşleri (DSİ), erken uyarı teknolojileriyle taşkına, yerleşim yerlerine ulaşmadan müdahale imkânı sağlıyor. DSİ; TEUS (Taşkın Erken Uyarı Sistemi) ve GÖZBİS (Gözlem İstasyonları Bilgi Sistemi) gibi sistemlerle artık taşkını sadece durdurmayı değil saatler öncesinden haber vererek can kayıplarını sıfıra indirmeyi hedefliyor. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Türkiye’nin taşkınlarla mücadelesinde bir dönüm noktası olan yerli ve millî teknoloji hamlesini Türk Tarım Orman Dergisi’ne anlattı.
DSİ olarak son dönemde taşkın yönetim sistemlerinde birçok yeni yatırım, proje ve sistem geliştiriyorsunuz. Taşkın kontrolü konusunda DSİ’nin ana yatırımları ve geliştirdiği sistemler neler?
Son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle artan taşkınların afete dönüşmesini engellemek, can ve mal kayıplarını en aza indirebilmek için DSİ Genel Müdürlüğümüz tarafından 2025 yılı itibarıyla 11 bin 257 adet taşkın kontrol tesisi inşa edilerek yaklaşık 2 milyon hektar alanda taşkın kontrolü sağlandı. 2028 yılına kadar toplam tesis sayımızın 11 bin 749 adede ulaşması planlanıyor. 2053 vizyonumuz doğrultusunda ise toplamda 16 bin tesise ulaşarak ülkemizi taşkınlara karşı çok daha dirençli hâle getirmeyi hedefliyoruz.
Diğer yandan alınan tüm yapısal tedbirlere rağmen, ani ve lokal şiddetli yağışlar maalesef ülkemizde can ve mal kaybına sebebiyet veren taşkınlara neden olabiliyor. Bu nedenle; taşkınların, yerleşim yerlerine ulaşmadan önce su yükselmelerine bağlı olarak tespit edilip, yerel yönetimlerin ve yerleşim yeri sakinlerinin uyarılması ve ilgili kurum ve kuruluşların bilgilendirilerek erken müdahale olanağının sağlanması adına Taşkın Erken Uyarı Sistemi (TEUS) hizmete alındı.
Haber Görseli
Mehmet Akif Balta Devlet Su İşleri Genel Müdürü
TEUS, GÖZBİS gibi sistemlerin donanım ve yazılımı nasıl sağlanıyor?
Burada en çok gurur duyduğumuz nokta, TEUS ve Akım Gözlem İstasyonlarımızın donanımlarını mümkün olan en yüksek oranda yerli ve millî üretimle tedarik etmemizdir. Bu istasyonları takip eden yazılımlar da yine Genel Müdürlüğümüzün kendi idari imkânlarıyla üretiliyor. Kısmen veya tamamen DSİ bünyesinde üretilen bu donanım ve yazılımlar sayesinde hem teknolojik bağımsızlığımızı sağlıyor hem de ciddi bir kamu tasarrufu elde ediyoruz.
Tabiat artık daha agresif. Kısa süreli ama yıkıcı sağanaklarla karşı karşıya geliyoruz. Bu yeni sistemler, bir taşkın anında kurumsal reaksiyon süresini ne kadar kısalttı?
TEUS’larda bulunan radar sensörlü ölçüm sistemleri ve kameralar vasıtasıyla akarsu kesitlerindeki su yükselmeleri anlık olarak takip ediliyor ve kesitteki suyun; sarı, turuncu ve kırmızı alarm seviyelerine ulaşması hâlinde risk durumuna göre AFAD ve ilgili diğer Kurum ve Kuruluşlarla bilgi paylaşımı yapılarak gerekirse taşkına maruz kalması öngörülen bölgelerin boşaltılması gerçekleştiriliyor. TÜBİTAK MAM (Marmara Araştırma Merkezi) ve Genel Müdürlüğümüz iş birliğiyle hayata geçirilen ve 10 güne kadar tahmin verisi üretebilen ATHOM (Akım Tahmin ve Havza Optimizasyon Modeli) sistemi ve Meteoroloji Genel Müdürlüğünün (MGM) meteorolojik verilerine dayanılarak, meteorolojik tahminin güvenilirliğinin arttığı 24-72 saat öncesinden olası taşkın durumları öngörülerek Bölge Müdürlüklerimiz ve diğer Kurumlarla paylaşılıyor.
TEUS’lar vasıtasıyla da öngörülen bu yağışların akışa geçip geçmediği gözleniyor ve akarsu havzasının özelliklerine göre değişmekle birlikte birkaç saat öncesine kadar ilgililere tahliye bilgisi verilebiliyor.
AFET YÖNETİMİNDE KARAR DESTEK MEKANİZMASI VE KOORDİNASYON
Taşkınla mücadele sadece DSİ’nin değil; AFAD, Meteoroloji, diğer kurumlar ve yerel yönetimlerin de dâhil olduğu bir süreç. Bu sistemler üzerinden üretilen veriler bir afet anında karar vericilere nasıl bir “karar destek mekanizması” sunuyor?
Genel Müdürlüğümüz bünyesinde; muhtemel taşkınlara karşı hazırlıklı olma, zarar azaltma, müdahale etme ve iyileştirme amacıyla mevcut kaynakları organize eden analiz, planlama, karar alma ve değerlendirme süreçlerini hızlı ve etkili bir şekilde gerçekleştirmeyi hedefleyen bir Taşkın Yönetim Merkezi bulunuyor. Taşkın Yönetim Merkezimizde; TEUS kapsamındaki Seviye Gözlem İstasyonları aracılığıyla dere yatakları gece görüşü de olan kameralar ile izleniyor, Akım Gözlem İstasyonları (AGİ) seviye ve debileri takip ediliyor ve MGM’nin model verileri ve diğer kaynaklardan meteoroloji gözlemleri izlenerek havzalar sürekli gözlem altında tutuluyor.
Taşkın riski görülen durumlarda, oluşturulan iletişim grubu vasıtasıyla, DSİ Bölge Müdürlüklerimiz, AFAD ve Bakanlığımızın diğer ilgili birimlerinde bu risk durumu paylaşılıyor, kriz merkezleri oluşturuluyor, kritik kesit noktaları ile gerekli lokasyonlara iş makineleri sevkiyatı yapılıyor, yağıştan vs. kaynaklı kesitlerde geçişi engelleyen durumlara müdahale ediliyor, gerekli hâllerde taşkın sahasının boşaltılması söz konusu olabiliyor.
Pilot uygulamalar ve belirli havzalardaki kurulumlar mevcut. Önümüzdeki dönemde nerelerde bu sistemlerin entegrasyonu yapılacak?
Şu an itibarıyla önemli bir kısmı Karadeniz Bölgesi’nde olmak üzere 533 adet TEUS İstasyonu’nun kurulumu tamamlandı. TEUS İstasyonu sayısının 2028 yılına kadar toplamda 723’e çıkarılarak ülkemizin tamamında yaygınlaştırılması hedefleniyor.
TAHLİYE İÇİN KRİTİK ZAMAN: SAATLER ÖNCESİNDEN GELEN UYARI
Bu yeni sistemlerin devreye girmesiyle birlikte, dere yataklarına yakın yaşayan vatandaşlarımız kendilerini ne kadar güvende hissetmeli ve bu sistemden gelen uyarılara karşı farkındalık düzeyini artırmak için neler yapılmalı?
Vatandaşlarımızın taşkın erken uyarıları konusunda bilgilendirilmesi ve taşkın etkilerinin en az zararla atlatılabilmesi için Genel Müdürlüğümüz sürekli olarak çalışıyor ve yeni projeler üretiyor. Dünya Bankası, Türkiye Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Projesi kapsamında taşkın erken uyarı sistemleri için iletişim stratejilerinin belirlendiği bir projemiz mevcut. Sosyal medya, SMS, sesli anonslar gibi birçok yöntemle vatandaşlarımızı uyarıyoruz.