MAYIS-HAZİRAN 2026 / KAPAK KONUSU
Buzağı yetiştirme ilgi, bilgi ve büyük bir özen gerektirir
Ülkemiz hayvancılığında buzağı kayıpları, her yıl binlerce baş hayvanın ve ciddi ekonomik değerlerin yitirilmesine neden oluyor. Peki, bu kayıplar sadece doğru bir kolostrum yönetimiyle nasıl en aza indirilebilir? Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahri Bayram, işletmelerde “ilk 2 saat” kuralından büyüme performansına, kolostrumun saklama koşullarından hastalık direncine kadar olan konuları Türk Tarım Orman Dergisi okurları için değerlendirdi.
Buzağı ölümlerinin azaltılmasında ve işletmenin verimliliğinde kolostrumun önemi nedir? Buzağıyı bir yatırım olarak görmemiz gerektiğini teknik olarak nasıl açıklarsınız?
Türkiye’de süt sığırı işletmelerinde gelir getirici faaliyetlerin yüzde 60’ını süt, yüzde 40’ını ise buzağı satışları oluşturmakla birlikte, süt toplamaya yönelik soğuk zincir altyapısının mevcut olmadığı veya yetersiz olduğu ve çiğ sütün satışı ile ilgili pazar problemlerinin yaşandığı bölgelerimizde, başlıca gelir kaynağını buzağı satışları oluşturur. Bu nedenle, sürünün devamlılığı ve kârlılığı için buzağı ölümlerinin en alt seviyeye indirilmesi zorunluluktur.
Dünya genelinde buzağı ölüm oranı yüzde 10 civarındayken, ülkemizde bu oran yüzde 15’ten fazladır. Her yıl doğan 6 milyon buzağının yaklaşık 1 milyonu ne yazık ki kaybedilmektedir. Ölümlerin yüzde 80’inden fazlası, “neonatal” denilen doğum-28 günlük süreçte gerçekleşmektedir. En büyük sebep ise yüzde 45,2 ile ishallerdir. Simental, Esmer ve Siyah Alaca buzağıların yüksek piyasa değerleri düşünüldüğünde, bu ölümler sadece işletme için değil, “millî servet” açısından da büyük bir ekonomik kayıptır.
YETERSİZ VE GEÇ KALINMIŞ KOLOSTRUM UYGULAMALARI BUZAĞI ÖLÜMLERİNE NEDEN OLUYOR
Kolostrumun içeriği ve buzağı bağışıklığı üzerindeki etkisi nedir? Yetiştiriciler uygulamalarında ilk 2 saat kuralına uymakta zorluklar yaşıyor. Geç kalınmış bir kolostrum uygulamasının, ilerleyen dönemlerde büyüme performansı üzerindeki maliyeti nedir?
Sığırlarda gebelik döneminde plasenta yoluyla antikor geçişi olmadığı için buzağı dünyaya hastalıklara karşı tamamen savunmasız gelir. Buzağıya hayati önem taşıyan pasif bağışıklığı kazandıran yegâne madde, ağız sütü de denilen kolostrumdur. Yenidoğan, bu bağışıklığı yalnızca yaşamının ilk 24 saati içinde bağırsak çeperinden emebildiği immünoglobulinler (Ig) vasıtasıyla kazanabilir. Başarılı bir pasif bağışıklık transferi için zamanlama kritik bir öneme sahiptir; buzağı doğumdan sonraki ilk 1-2 saat içinde kolostrumu mutlaka almalıdır. Çünkü buzağıların bağırsak epitel hücreleri, yaşamın ilk saatlerinde antikor moleküllerini hiçbir değişikliğe uğratmadan emme yeteneğine sahiptir ancak bu yetenek 24 saat sonunda “bağırsak kapanması” ile hızla azalır, hatta yok olma seviyesine gelir. Öyle ki, doğumdan 6 saat sonra kolostrumdaki antikorların yüzde 66’sını emebilen bir buzağının bu yeteneği, 36 saat sonra yüzde 7’lere kadar düşmektedir. İlk kolostrum alımında yaşanan her 30 dakikalık gecikme, kandaki antikor yoğunluğunda yaklaşık 2 g/L’lik bir azalmaya yol açmaktadır. Dolayısıyla yetersiz ve geç kalınmış kolostrum uygulamaları, sadece bağışıklığı düşürmekle kalmaz; buzağı ölümlerinin artmasına, büyüme ve gelişmenin gecikmesine, dişi sığırlarda ise aşım çağının uzamasına neden olur.
Haber Görseli
Prof. Dr. Bahri Bayram Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi
KOLOSTRUM HİÇBİR ZAMAN SULANDIRILMAMALIDIR
Yetiştiriciler için kolostrumun sağılması, depolanması ve buzağıya verilmesi sürecinde en çok gözden kaçan ancak hayat kurtaran hijyen kuralları nelerdir?
Kolostrum hiçbir zaman sulandırılmamalıdır. Buzağılara mümkünse aynı dönemde doğum yapmış sağlıklı ineklerden elde edilen kolostrum karıştırılıp verilmeli, kolostrum biberon ile verilecek ise sıcaklığı 37-38 oC civarında olmalıdır. Soğuk mevsimlerde ısıtılarak verilebilir. Yapısının bozulmaması için ısıtma homojen olarak yapılmalıdır, sıcak su içerisinde ısıtma en uygun olanıdır, buzağılara soğuk kolostrum asla verilmemelidir.
Yeni doğum yapmış sağlıklı bir inek, yavrusunun tüketebileceğinden daha fazla kolostrum üretebilmektedir. Buzağıya kolostrum verildikten sonra kalan miktar, hızlı bir şekilde +4 oC’ye soğutulmalıdır. Kısa süreli depolamalarda kolostrumu +4 oC’de saklamak yeterli olmaktadır. Yüksek kaliteli kolostrum, koruyucu özelliğini kaybetmeden buzdolabında (+4 oC) bir hafta süreyle saklanabilir. Uzun süreli depolamalarda ise kolostrumun -20 oC’de dondurularak saklanması en iyi seçenektir. Kolostrum, -18 ile -25 oC arasında Ig’lerin yapısında önemli bir bozulma olmadan 1-15 yıl süreyle muhafaza edilebilmektedir.
Dondurulmuş kolostrum çözdürülürken proteinlerin parçalanmaması için 50 oC altındaki su banyosunda yavaş yavaş çözdürülmelidir. Isıtılmış kolostrum 30 dakika içinde buzağıya içirilmelidir.
ANTİKOR MİKTARI İLE BUZAĞI ÖLÜMÜ ARASINDA TERS ORANTI BULUNUYOR
Bir yetiştirici, sağdığı kolostrumun yeterince kaliteli olup olmadığını nasıl anlayabilir? Yetiştiricilere önerileriniz nelerdir?
İşletmelerde görülen buzağı ölümü vakalarında, buzağının kanında bulunan antikor miktarı ile buzağı ölümü arasında ters orantı bulunmaktadır. Buzağının kanında özellikle IgG miktarı ne kadar yüksek olursa ölüm oranı o kadar azalmaktadır. Yapılan araştırmalar, serum IgG seviyesi 10 mg/ml’den düşük olan buzağıların, seviyesi yüksek olanlara göre iki kat daha fazla ölüm riski taşıdığını ortaya koymaktadır. Buzağı doğumundan 48 saat sonra, kan IgG düzeyinin 10 mg/ml’den daha düşük olması “Pasif Bağışıklık Yetersizliği” olarak tanımlanmaktadır. Buna karşın, serum IgG düzeyi 15 mg/ml’nin üzerinde olan buzağılarda solunum yolu hastalıklarının görülmediği ve genel hastalık oranlarının pasif bağışıklık transferi sınır değeri olan 10 mg/ml ile kıyaslandığında çok daha düşük olduğu bildirilmiştir. Ayrıca, yetersiz antikor alan buzağıların ilk 3 hafta içindeki ölüm oranının yüzde 33’lere ulaşabildiği göz önünde bulundurulduğunda, kolostrum kalitesini belirleyen en önemli faktörün içerdiği antikor miktarı olduğu anlaşılacaktır.
Piyasada hazır kolostrum tozları, kapsülleri veya ikame ürünleri oldukça yaygınlaştı. Bu ürünlerin elde edilme süreçlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ürünler, gerçek kolostrumun boşluğunu doldurabilir mi?
Doğum yapan bir inek, yavrusunun ihtiyacından çok daha fazla kolostrum üretmektedir. Gelişmiş ülkelerde fazla kolostrum tanklarda muhafaza edilmekte ya da yüksek besin madde içeriğinden dolayı (özellikle protein ve yağ) kapsül hâline getirilip sporcular başta olmak üzere günlük enerji ihtiyacı fazla olan bireyler tarafından tüketilmektedir. Gerek tanklarda toplama gerekse kapsül hâline getirilip ticari olarak satışını yapma metotlarının her ikisi de ülkemizde henüz yaygın değildir. Dolayısıyla üretilen kolostrumun en iyi değerlendirme metodu uygun miktar ve kalitede buzağılara sunumu olacaktır. Bununla birlikte, kolostrum tozları, kapsülleri ve ikame yemlerin hiçbiri gerçek kolostrumun yerini doldurabilecek nitelik ve kalitede değildir. Sütün ekonomik değerinin yüksek olduğu bölgelerde yer alan işletmelerde, buzağılar birinci aydan sonra uygun şartlarda sütten kesilebilir. Erken sütten kesilen buzağılara süt ikame yemleri verilmelidir ve bu uygulama daha çok iyi gelişmiş buzağılarda tercih edilmelidir. Süt ikame yemi kullanılmadığı durumlarda ise sütten kesim en az ikinci aya kadar ertelenmelidir.
Sütten kesim öncesi ve sonrası dönemde, kolostrum ile başlayan beslemeyi hangi rasyonla desteklemeliyiz? İşletme ölçeğine göre değişen ideal besleme modeli önerileriniz nelerdir?
Yenidoğan buzağının kolostrumla ilk beslenmesinde çok aceleci olunmalıdır. En ideal zaman aralığı, doğumdan sonraki 1-2 saatlik süreç. Buzağı doğduktan 15-30 dakika içinde kolostrum verilmeye başlanmalıdır. Buzağıya ne kadar erken kolostrum verilirse kana o kadar fazla miktarda antikor transferi gerçekleştirilmiş olacaktır. Yenidoğan buzağıya doğum sonrası ilk 6-8 saat içinde buzağının doğum ağırlığının yüzde 10-12’si kadar kolostrum içirilmelidir. Bu kolostrumla beslemede temel kuraldır. Örneğin 40 kilogramlık bir buzağıya, ilk öğünde 2-2,5 litre ve doğumdan 12 saat sonra aynı miktarda olmak üzere toplamda 4-5 litre kolostrum verilmelidir. Başarılı bir transfer için ilk 12 saat içinde 100 ile 150 gram arasında immünoglobulin alımı hedeflenmelidir.
60 GÜNLÜK YAŞTA SÜTTEN KESİLMELİDİR
Kolostrum yönetiminden sonra buzağılar tam yağlı sütle beslenmeye devam edilmeli ve genel bir kaide olarak doğum ağırlığının yüzde 10’u kadar çiğ süt verilerek 60 günlük yaşta sütten kesilmelidir. Rumen gelişimini desteklemek amacıyla 10. günden itibaren önlerine kaliteli kaba yem, özellikle yaprakça zengin kuru yonca ve buzağı başlangıç yemi konulmalı; bu yemler günlük olarak tazelenmelidir. Süt içme döneminde katı yeme geçişi sağlamak için süt miktarı sabit tutulmalı veya yavaş yavaş azaltılmalıdır.
Gelecekte yetiştiricilerimizi neler bekliyor? Son olarak, yetiştiricilerimize buzağı sağlığı için asla yapmayın veya mutlaka yapın diyeceğiniz altın kurallar nelerdir?
COVİD-19 sonrası hayvansal ürünlerin üretiminde; insanlarla rekabet etmeyen, tür ve hayvan yetiştirme metotlarına yönelim olmuştur. Diğer bir ifade ile yetiştiriciler gelecekte mera ağırlıklı yetiştirme tarzına uygun ekstansif yetiştirme metotlarına hazırlıklı olmalıdır. Bu şartlarda yaşama gücü yüksek ve çevre şartlarına dayanıklı buzağı yetiştirme zorunda olacaklardır.
Kolostrumun sadece pasif bağışıklık sağlamakla kalmayıp aynı zamanda buzağının sıvı ve ısı gereksinimini karşıladığını, kan hacmini artırarak enerji metabolizması ve solunumu düzenlediğini unutmamak gerekir. Ayrıca kolostrum, magnezyum tuzları bakımından zengin yapısıyla ishal yapıcı yani laksatif bir etkiye sahiptir; bu durum sindirim sistemini uyararak gebelik süresince bağırsaklarda biriken mekonyumun atılmasını sağlar. Bu nedenle oluşan ishal, yetiştiricilerimiz tarafından korkulacak bir durum değil, tam aksine arzu edilen bir fizyolojik süreç olarak görülmelidir. Yetiştiricilerimize son sözüm ise şudur: Buzağı yetiştirme; ilgi, bilgi ve büyük bir özen gerektirir.