MAYIS-HAZİRAN 2026 / KAPAK KONUSU
Buzağı kayıplarını önlemek için rehber niteliğinde öneriler
Hayvansal üretimin gelişmesi ve büyümesi için, sektöre yapılacak yatırımlar kadar önemli bir konu da buzağı ölümlerinin en aza indirilmesi. Buzağı ölümlerine neden olan en büyük hatalar ve bu ölümlerin önüne geçmek için yapılması gerekenleri Dokuz Eylül Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı ve Veteriner Fakülteleri Dekanlar Konseyi Başkanı Prof. Dr. Zafer Bulut dergimiz için anlattı. Bulut, büyükbaş hayvan üreticilerine hastalıkların önlenmesi için önemli tavsiyelerde bulunurken, erken teşhisin önemine de vurgu yaptı.
Ülkemizde en çok görülen buzağı hastalıkları nelerdir?
Ülkemizde buzağı ölümlerinin en önemli iki nedeni buzağı ishalleri ve solunum sistemi hastalıklarıdır (pneumoni). Bunun yanında göbek enfeksiyonları (omfalitis), bunlara bağlı gelişen eklem enfeksiyonları ve septisemiler de sahada sıklıkla karşılaşılan diğer problemlerdir. Özellikle doğumdan sonraki ilk 2-3 hafta içinde görülen ishallerin oluşumunda rotavirüs, koronavirüs, Escherichia coli, salmonella türleri ve Cryptosporidium parvum gibi patojenler önemli rol oynuyor. Bu etkenler bağırsak fonksiyonlarını bozarak ishal, sıvı kaybı ve genel durum bozukluğuna neden oluyor. Tedavi edilmeyen vakalarda ciddi dehidrasyon ve ölüm şekillenebiliyor.
Buzağılarda solunum sistemi hastalıkları genellikle doğumdan sonraki ikinci aydan itibaren gelişir. Semptomlar genellikle göz ve burun akıntısı, öksürük, ateş ve solunum güçlüğü ile seyreder. Hastalığı atlatan buzağılarda sıklıkla büyüme ve gelişme geriliği görülür. Tüm bu saydığımız hastalıklar tek başına bulunabilse de genelde bir arada seyrederler; pnömo-enterit, poliartrit-omfalit gibi. Bu nedenle buzağı yetiştiriciliğinde yalnızca hastalıkların tedavisine değil; kolostrum yönetimi, aşılama, barınak hijyeni ve biyogüvenlik uygulamalarıyla hastalıkların önlenmesine de büyük önem verilmesi gerekiyor.
GEBELİĞİN SONUNDAKİ İNEKLERİN AŞILANMASI ÖNEMLİ
Buzağı hastalıkları ile ilgili aşı uygulamaları ve bunların buzağı ölümlerini önlemedeki rolünden söz eder misiniz?
Ülkemizde, buzağıların yaşamlarının ilk birkaç ayında enfeksiyöz etkenlerden kaynaklanan buzağı hastalık ve ölüm oranları hâlen oldukça yüksek. Resmî veriler, doğru aşılama protokollerinin buzağı ölümlerini yüzde 70 ila yüzde 90 oranında azaltabildiğini gösteriyor. Buzağı hastalıklarına karşı aşı uygulamaları kuru dönemdeki ineklerin aşılanmasıyla başlar ve süt emme dönemindeki buzağıların aşılamasıyla devam eder.
Buzağılar doğduklarında kanlarında antikor bulunmaz. Yaşamlarının ilk birkaç haftası boyunca hastalıklara karşı korunmaları anneden aldıkları ağız sütüne (kolostrum) bağlıdır. Buzağıların doğumdan sonra yeterli düzeyde antikora ulaşması 2-3 aylık süreyi bulabilir. Bu nedenle en kritik strateji, henüz doğmamış buzağıyı korumak adına gebeliğin son döneminde annelere (gebe ineklere) yapılan aşılamalardır. Buzağı kaliteli ağız sütünü zamanında tükettiğinde, yaşamının ilk haftalarında karşılaşabileceği enfeksiyonlara karşı daha güçlü bir koruma elde eder.
Gebe ineklerin aşılanmasıyla genellikle buzağı ishallerine karşı koruma sağlanırken; solunum sistemi hastalıklarına karşı aşılamalarda hem kuru dönemde ineklerin aşılanması hem de süt emme döneminde buzağılara uygulanan aşılamalar etkilidir. Elbette aşılama tek başına yeterli değildir; kolostrum yönetimi, barınak koşulları, hijyen ve biyogüvenlik uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde buzağı hastalıklarının ve buna bağlı kayıpların azaltılmasına önemli katkı sağlanabilir.
Haber Görseli
Prof. Dr. Zafer Bulut Dokuz Eylül Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı
Kısacası aşılama, buzağı sağlığını korumada elimizdeki en etkili araçlardan biridir; ancak başarılı sonuçlar için doğru zamanda, doğru hayvana ve uygun bir sürü sağlığı programı içinde uygulanmalıdır.
Hangi aşılar mutlaka yapılmalı?
Türkiye’de aşılama programları, işletmenin bulunduğu bölgeye, sürü yapısına ve hastalık risklerine göre değişiklik gösterebilse de genellikle Tarım ve Orman Bakanlığının resmî aşı programı ve koruyucu veteriner hekimlik (sürü sağlığı) protokolleri kapsamında uygulanıyor. Buzağılarda yapılması gereken aşılar yasal zorunluluklar ve klinik gereklilikler olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır.
Yasal olarak zorunlu aşıları şöyle sıralayabiliriz:
Şap Aşısı: 2 aylık yaşını doldurmuş tüm buzağılara uygulanır. İlk uygulamadan bir ay sonra tekrar (rapel) dozu yapılır, ardından hayvanın ömrü boyunca 6 ayda bir tekrarlanması mecburidir.
Brusella (Genç) Aşısı: 3 ile 6 aylık yaş aralığındaki sadece dişi buzağılara ömürlerinde bir kez (genellikle konjonktival yolla, göze damla şeklinde) uygulanması zorunludur.
Sığırların Nodüler Ekzantemi (LSD): 3 aylık yaşını doldurmuş tüm sığırlara yıllık programlarda uygulanması mecburidir.
Sürü sağlığı protokol aşıları ise yasal zorunluluk olmamakla birlikte, işletmelerdeki morbidite ve mortaliteyi engellemek için protokole mutlaka eklenmesi gereken uygulamalardır. Bunlar ise:
Karma Solunum Yolu (BRD / Pnömoni) Aşıları: BVD, IBR, PI3, BRSV virüsleri ile Pasteurella bakterisine karşı koruma sağlar. Kalabalık işletmelerde enfeksiyon baskısını kırmak için genellikle 1. veya 2. aydan itibaren (intranazal veya enjektabl olarak) başlanır.
Enterotoksemi (Clostridium Karma) Aşıları: Sütten kesim dönemlerindeki ani (çelerme) ölümleri önlemek için 2. aydan itibaren uygulanır. Kuru dönemdeki ineklere buzağı ishalleri ve solunum sistemi hastalıklarına karşı aşılama yapılmalıdır. Buzağı ishallerine karşı rotavirüs, koronavirüs ve Escherichia coli içeren kombine aşılar uygulanır. Solunum sistemi hastalıklarına karşı sürüdeki risk durumuna göre IBR, BVD, PI-3, BRSV pasteurella, mycoplasma etkenlerini içeren aşılar yapılmalıdır.
Ayrıca Bakanlığımızın uyguladığı Şap ve Brusella aşıları da aşı programında yer almalıdır. Diğer taraftan doğumdan bir hafta sonra burun içine uygulanan intranazal PI-3 ve BRSV aşısı solunum sistemi hastalıklarının görülme sıklığı ve şiddetinin düşürülmesinde oldukça etkilidir.
BUZAĞILAR İÇİN EN ÖNEMLİ KONU AĞIZ SÜTÜNÜN İÇİRİLMESİ
Üreticilere doğumdan itibaren hangi konulara dikkat etmelerini tavsiye edersiniz?
Doğumdan itibaren üreticilerin dikkat etmesi gereken en önemli konu ağız sütünün (kolostrum) içirilmesidir. Buzağı ishalleri ve solunum sistemi hastalıklarına karşı kuru dönemde anneye uygulanan aşıların etkili olması buzağıların ağız sütü içmesine bağlıdır. Bu nedenle buzağılara doğumdan sonraki mümkün olan en kısa sürede (yaklaşık 2 saat içinde), kaliteli ve yeterli miktarda ağız sütünün içirilmesi gerekir. İlk iki öğünde buzağının doğum ağırlığının yüzde 10’u kadar ağız sütü içtiğinden emin olunmalıdır. Yani 40 kg ağırlığında doğan bir buzağıya ilk iki öğünde 4 kg ağız sütü verilmelidir. Ağız sütü verilirken dikkat edilecek bir diğer husus ise inekten farklı zamanlarda sağılan ağız sütlerinin kalitesinin farklı olmasıdır. Doğumdan sonraki ilk sağımda elde edilen ağız sütü çok yüksek miktarda antikor içerir. Buna karşın ikinci veya daha sonraki sağımlarda elde edilen ağız sütlerinde buzağıları hastalıklardan koruyacak düzeyde antikor bulunmaz. Bu nedenle tüm buzağılara ilk iki öğünde ineklerden sağılan ilk ağız sütü içirilmelidir. Diğer sağımlarda elde edilen ağız sütleri ise buzağının daha sonraki öğünlerde beslenmesi için kullanılmalıdır.
Buzağıların sağlıklı yetişmesi için dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konu göbek bakımıdır. Doğumdan hemen sonra buzağının göbek kordonu antiseptiklerle dezenfekte edilmelidir. Buzağının göbek kordonu asla düğümlenmemelidir. Eğer düğümlenirse göbek kordonunun içinde kalan bakteriler göbek enfeksiyonlarına neden olabilir.
Annesi tarafından kurutulan buzağılar daha sonra bireysel kulübelere alınmalı ve sütten kesilene kadar burada bakılmalıdır. Altlıklarının kuru ve temiz olması önemlidir. İkinci haftadan itibaren işkembe gelişimini başlatmak için önlerinde temiz su ve kaliteli buzağı başlangıç yemi hazır bulundurulmalıdır.
BUZAĞILARDA BU BELİRTİLERE DİKKAT
Üreticiler hangi belirtileri gördüğünde mutlaka veteriner hekimlere başvurmalı?
Buzağı yetiştiriciliğinde en başarılı ve en ekonomik yaklaşım, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek değil, hastalığın oluşmasını önlemektir. Ancak süt içmede isteksizlik, halsizlik, dışkı kıvamının yumuşaması, ishal, öksürük, burun akıntısı, solunum güçlüğü gibi bulgular gözlemlendiğinde mutlaka veteriner hekime müracaat edilmelidir. Özellikle süt içmede isteksizlik, iştahsızlık, halsizlik ve çevreye karşı ilgide azalma genellikle hastalığın ilk belirtileri arasında yer alır. Çoğu zaman klinik bulgular ortaya çıkmadan önce buzağının davranışlarında değişiklikler gözlenebilir. Normalde iştahlı ve hareketli olan bir buzağının durgunlaşması önemli bir uyarı işaretidir.
Bunun yanı sıra ishal, gözlerde çökme, burun akıntısı, öksürük, solunum güçlüğü ve ateş gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden veteriner hekime başvurulmalıdır. Özellikle ishal ve solunum sistemi hastalıklarında erken müdahale, hem tedavi başarısını artırmakta hem de ölüm riskini azaltmaktadır. Buzağılar göbek apseleri veya fıtığı yönüyle kontrol edilmeli, göbek kordonunda şişkinlik, kalınlaşma ya da göbek deliğinde fıtıklaşma varsa veteriner hekime başvurulmalıdır.
Özellikle sütten kesim dönemi sonrasında grup bölmesine alınan buzağılarda yaygın bir ishal tipi koksidiyozistir. Bu ishal tipinde buzağıların arka bacakları, kuyrukları, anüs çevresi sürekli olarak dışkıyla bulaşık görünür. Buzağılar anüsten sızdırır gibi dışkı yapar. Sütten kesim sonrasında buzağılarda kilo kaybı şekillenir. Bu bulguların gözlemlendiği durumlarda kesinlikle veteriner hekime müracaat edilmelidir.
Buzağı yetiştiriciliğinde üreticilerin en sık yaptığı hatalar nelerdir?
Sahada karşılaşılan problemlerin önemli bir kısmı, hastalık etkenlerinden çok yönetim hatalarından kaynaklanıyor. Üreticilerin yaptığı hataların başında ağız sütü (kolostrum) yönetimindeki eksiklikler geliyor. Çünkü buzağıların doğumdan sonraki ilk saatlerde yeterli miktarda ve kaliteli ağız sütü alamaması, yaşamının ilk dönemlerinde hastalıklara karşı savunmasız kalmalarına yol açıyor.
Bir diğer önemli hata ise buzağılarda hastalık belirtilerinin geç fark edilmesi. Özellikle büyük işletmelerde buzağıların iştahsızlık, durgunluk veya süt tüketiminde azalma gibi hastalık öncesi belirtileri geç tespit edilebiliyor. Oysa bu dönemde yapılan erken müdahaleler birçok vakada hastalığın ağırlaşmasını önleyebilir.
Barınak hijyeni konusunda da eksiklikler mevcut. Islak altlıklar, yetersiz havalandırma ve kalabalık barındırma koşulları hem ishal hem de solunum sistemi hastalıklarının görülme riskini artırıyor. Ayrıca süt içirme ekipmanlarının yeterince dezenfekte edilememesi enfeksiyonların yayılmasına zemin hazırlayabiliyor.
VETERİNER HEKİM ÖNERİSİ OLMADAN İLAÇ KULLANILMAMALI
Bunun yanında son dönemde artan şekilde işletmelerde veteriner hekim önerisi olmadan ilaç veya antibiyotik kullanılması hem tedavi başarısını olumsuz etkileyebiliyor hem de gereksiz ilaç kullanımına yol açabiliyor. Bu durum ayrıca ülkemiz ve dünyada en önemli konulardan biri olan antibiyotik direncine neden olarak enfeksiyonlar ile mücadelede ilaçların etkinliğini azaltıyor ve mücadeleyi zorlaştırıyor.
Buzağı ishalini önlemede en etkili stratejiler nelerdir?
Kesinlikle iyi bir ağız sütü (kolostrum) yönetimi olmazsa olmaz şartların başında gelmektedir. Özellikle buzağı ishali etkeni olan rotavirüs, koronavirüs ve Escherichia coli etkenlerini içeren karma aşının kuru dönemdeki ineklere uygulanmasıyla kolostrumda spesifik etkenlere yönelik antikor yoğunluğu artırılır. Buzağı ishali etkenleri bulaşıcılığı yüksek olduğu için çiftlik içi biyogüvenlik kurallarının uygulanması önemli.
Bazı enfekte inekler rotavirüsleri çok ciddi boyutlarda etrafa saçarlar. Bu ineklerin buzağıları veya bu ineklerin dışkısıyla teması olan buzağılarda rotavirüs ishali sık gözlenir. Bu nedenle buzağılar doğar doğmaz rotavirüse karşı geliştirilen yumurta immunglobulinleri (IgG-Y) içeren tüpler tüm buzağılara içirilebilir.
Çevresel konfor ve hijyen buzağı ishallerinin önlenmesinde etkili yöntemlerdir. Besleme ekipmanlarının temizliği ve dezenfeksiyonu buzağı hastalıklarının azaltılasında etkili olacaktır. Özellikle buzağı besleme kovaları veya biberonları emzikleri söküldükten sonra sıcak suyla temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.