TEMMUZ-AĞUSTOS 2026 / ÖNDER ÇİFTÇİ

En büyük desteği doğduğum topraklardan alıyorum


Songül ACIKÖSE      Muhsin ATAK  

02.10.2026 


Bursa Mudanya’da 50 ağaçla başladığı tarım yolculuğunu bugün binlerce ağaca ulaştıran, asıl eğitimi iktisat olan Nilgül Terzi Sürer’in hikâyesini paylaşıyoruz yeni sayımızda. Kadın emeğini ve doğal üretimi merkeze alan Sürer, kendi kurduğu markasıyla kaliteli zeytinyağı üretiyor. Sürdürülebilir tarım teknikleri ve kadın örgütlenmesi modelleriyle uluslararası pazarda butik bir güç olmayı hedefleyen Nilgül Terzi Sürer ile onun ilham veren hikâyesini dinlemek üzere bir araya geldik.

Nilgül Hanım, öncelikle sizi tanımak ve yollarınızın tarımla nasıl kesiştiğini sizden dinlemek isteriz. Tarıma başlamaya nasıl karar verdiniz?

Ben Nilgül Terzi Sürer. 1970 yılında Bursa’da doğdum. İktisat Fakültesi mezunuyum ve iki çocuk annesiyim.Tarımla tanışmam aslında uzun yıllar içimde taşıdığım bir hayalin sonucu. Özel sektörde çalışırken doğaya, tabiata ve özellikle ağaçlara olan sevgim her zaman vardı. İçimde sürekli, “Neden bu işi ben yapmıyorum? Neden üretmiyorum? Neden ben de başarabileceğime inanmıyorum?” diye sorgulardım.

İlk adım olarak Kumyaka’da 50 ağaçlık bir bahçe satın aldım. Başlangıçta kendi imkânlarımla küçük çalışmalar yaptım. Fakat zaman içinde bu işi daha profesyonel ve daha üst seviyede yapma isteğim giderek arttı.

Ben aslında bu işin mutfağından geliyorum. Üretimden pazarlamaya kadar her aşamayı yaşayarak öğrendim. İktisat Fakültesi mezunu olmamın özellikle pazarlama, ekonomi ve ticari süreçleri anlamamda bana önemli bir avantaj sağladığını düşünüyorum. Böylece küçük bir bahçeyle başlayan hikâyem, zaman içinde benim için sadece bir tarımsal üretim faaliyeti olmaktan çıktı. Öğrenerek, deneyerek ve her geçen gün kendimi geliştirerek bugünlere geldim.

Haber Görseli

KİMYASAL MÜCADELE YERİNE BİYOLOJİK MÜCADELEYİ TERCİH EDİYORUM
Hayallerinize doğru ilk adımı atarken nerelerden destek aldınız? Tarıma ilk başladığınız dönemde sizi en çok zorlayan şey neydi?

Hayallerime doğru ilk adımı atarken en büyük desteğim, doğduğum ve büyüdüğüm bu topraklar ve onun bana bıraktığı kadim miras oldu. Ailem de bu süreçte desteğini hiçbir zaman benden esirgemedi. 

İlk olarak Bursa Tarım İl Müdürlüğüne başvurdum. Burada düzenlenen eğitimlere ve teknik bilgilendirmelere katıldım. Edindiğim bilgileri kendi bahçelerimde uygulamaya başladım. Modern tarım teknikleriyle geleneksel üretim yöntemlerini bir araya getirerek kendime özgü bir üretim anlayışı oluşturdum. Kimyasal mücadele yerine biyolojik mücadeleyi ve doğal yöntemleri tercih ettim. 

Saf ve doğal ürünlerimizi elde etmeye, bunları müşterilerimiz ve tüketicilerimizle buluşturmaya başladığımızda ve onlardan güzel geri dönüşler aldığımızda bizim için her şey değişti. O zaman kendi kendimize, “Evet, biz bu işi başarıyoruz. Demek ki yapabiliriz.” dedik.

AĞAÇLARLA KENDİ ARAMIZDA BİR DİL OLUŞTURDUK
İlk olarak kaç ağaçla başladınız ve bugün ürün elde ettiğiniz kaç ağacınız var? Toprağı ve ağacı tanıdıkça büyümek kendiliğinden mi gelişti, yoksa bilinçli bir büyüme stratejisi mi izlediniz?

İlk olarak Kumyaka’da, 50–60 ağaçlık, dik ve bayır bir arazi satın alarak başladım. Açıkçası o dönem kimsenin pek tercih etmediği bir araziydi. Zaman içerisinde bahçe sayılarımı artırdım. Bursa Tarım İl Müdürlüğü’nden aldığım teknik bilgiler ve eğitimlerle kendimi sürekli geliştirerek öğrendiklerimi bahçelerimde uyguladım. Bugün geldiğimiz noktada altı farklı bölgede yaklaşık 5 bin ağaca ulaştık.

Giderek ağaçlarla adeta kendi aranızda bir dil oluşturuyorsunuz. Hangi ağacın budamaya, hangisinin sulamaya, hangisinin gübrelemeye ihtiyacı olduğunu tek tek gözlemlemeyi öğreniyorsunuz. Her ağaca aynı şekilde değil, ağacın ihtiyacına göre yaklaşmanız gerektiğini fark ediyorsunuz.  

Kaliteli ürün elde ettikçe tüketicimizin ilgisi ve talebi arttı. Tüketiciden aldığımız olumlu geri dönüşler de bize yeni bahçeler kurmak ve üretimimizi büyütmek için güç verdi.

Fotoğraf Galerisi

KENDİ ZEYTİNYAĞIMIZIN HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRMESİNİ İSTİYORUZ
Kendi markanızla zeytinyağı üretiyorsunuz. Üretim sürecinden markalaşmaya uzanan bu yolculuğu ve markanızı oluşturma sürecinizi anlatır mısınız?

Bizim markalaşma sürecimizdeki temel amacımız, dökme zeytinyağı üretip satmak değildi. Asıl amacımız, bu kadim topraklardan çıkan değerli ve lezzetli ürünlere imza atmak, onları hak ettiği değerle tüketiciyle buluşturmaktı. Çünkü bunun bizim için bir sorumluluk olduğuna inanıyorduk.

Trilye zeytini; lezzeti, aroması ve kendine özgü karakteriyle dünyaca tanınan çok kıymetli bir zeytin. Biz de bu değerli ürünü tüketiciye sunarken “Zümrüt Pınarı Kalitesi” adı altında belirli bir standart oluşturmak istedik.
2017 yılında KOSGEB projemizi gerçekleştirdikten sonra Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurarak markalaşma sürecimizi başlattık. İlk hedefimiz, bahçeden sofraya uzanan üretim sürecimizi kayıt altına almak ve belirli bir standardizasyon oluşturmaktı. 

Markalaşırken ürün çeşitliliğine de önem verdik. Özellikle delice yabani zeytinyağımız bizim için özel bir ürün oldu. Bunun yanında erken hasat zeytinyağımızı geliştirdik. Yüksek polifenol değerlerinin yanı sıra kendine özgü lezzeti ve aromasıyla farklılaşan bir ürün ortaya çıkardık. Bir diğer ürünümüz ise portakallı zeytinyağımız oldu. Kesinlikle aroma kullanmadık. Portakalın kendisini kullanarak zeytinyağımızı hazırladık ve tüketicilerimize bu şekilde sunduk.

SÖZLEŞMELİ TARIMI ÖNEMSİYORUM
Aynı zamanda sözleşmeli tarım modelini de uyguluyorsunuz. Biraz bu süreci de anlatır mısınız?

Sözleşmeli tarım bizim için yalnızca bir ham madde temini modeli değil, bölgesel bir kalite birliği ve güven ilişkisi. Bu bağı kurarken en başından itibaren şeffaflığı ve karşılıklı güveni temel alıyoruz.

Zümrüt Pınarı markası altında belirli bir kalite standardı oluşturmayı ve bu standardı birlikte korumayı önemsiyoruz. Bu nedenle sözleşmeli üretim yaptığımız arkadaşlarımızla üretimin her aşamasında birlikte hareket ediyoruz. Gübreleme ve ağaç bakımlarından hasada, biyolojik mücadeleden üretim tekniklerine kadar birçok süreci birlikte planlıyor ve uyguluyoruz. Özellikle düşük asiditeli ve yüksek polifenollü zeytinyağı elde etmek için sürekli iletişim hâlindeyiz. Birbirimizle deneyimlerimizi paylaşıyor, “Daha iyisini, daha kalitelisini nasıl üretebiliriz?” sorusunun cevabını birlikte arıyoruz.

SON DÖNEMDE KADIN ÇİFTÇİLERE VERİLEN DESTEKLER ÇOK KIYMETLİ
Kadınların tarımsal üretimde daha güçlü bir şekilde yer alabilmesi için neler yapılmalı?

Türkiye’de kadın, geçmişten bugüne tarımın gizli kahramanı olmuştur. Ancak ben kadınların tarımdaki gerçek potansiyelinin hâlâ yeterince anlaşılmadığını düşünüyorum.

Özellikle kırsalda yaşayan kadınlarımız çok zor coğrafyalarda, çok ağır şartlarda üretim yapıyor. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Tarım ve Orman Bakanlığımızın kadın çiftçilere yönelik son dönemde hız kazandırdığı çalışmaları çok kıymetli buluyorum. Hibe destekleri, kooperatifleşme, dijital pazarlama ve kadın girişimciliğine yönelik projeler kadınlarımızın üretimde daha güçlü yer alabilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Ama bir noktaya özellikle inanıyorum: Her şey küçük bir adımla başlar. Her zaman bir anda büyük olmak gerekmiyor. Ben de bu işe çok küçük bir bahçeyle başladım. Çalışarak, kendime güvenerek, sabrederek, azmederek ve dürüstlükten hiçbir zaman vazgeçmeyerek bugünlere geldik. Bu nedenle bütün kadınlara şunu söylemek istiyorum: İlk adımı atmaktan korkmayın. Çünkü her kadın üretkendir ve her kadın başarabilir. Önemli olan, karşınıza çıkan engellerden korkmadan kendinize ve yapabileceklerinize inanmanızdır.

Fotoğraf Galerisi

YENİLENEBİLİR ENERJİ VE SIFIR ATIK YAKLAŞIMI İLE HAREKET EDİYORUZ
Markanızı dünya pazarında konumlandırırken en çok hangi özelliklerinizle öne çıkmayı planlıyorsunuz?

2026 yılı bizim için yalnızca kapasite artırdığımız bir yıl değil; aynı zamanda uluslararası pazarlara açılma hedefimizi somutlaştırdığımız, stratejimiz açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

Bu doğrultuda öncelikle üretim altyapımızı güçlendirmemiz gerektiğini düşündük. Özellikle soğuk sıkım, ambalajlama ve üretim altyapımızı geliştirerek Avrupa ve dünya pazarlarında rekabet edebilecek bir yapıya ulaşmayı hedefliyoruz. Bu amaçla TKDK ile bir proje başlattık ve şu anda projemizin ruhsat aşamasındayız. Karacabey’in Keşlik Mahallesi’ndeki yatırımımızda yenilenebilir enerji kullanımı ve sıfır atık yaklaşımını da merkeze alıyoruz. Çünkü bizim için geleceğin üretimi yalnızca daha fazla üretmek değil; daha sürdürülebilir, daha izlenebilir ve daha çevreci üretmek.

Hedefimiz çok büyük hacimlere ulaşmak değil. Biz butik ama güçlü bir marka olmak istiyoruz. Kaliteden ödün vermeden, üretimimizin karakterini koruyarak dünya pazarlarında kendimize özel bir segment oluşturmayı hedefliyoruz.

ÖRGÜTLENEREK ENGELLERİ ÇOK DAHA KOLAY AŞABİLİRİZ
Keşlik Köyü’nde kadınların dernekleşmesi ve kooperatifleşmesi yönünde de bir girişiminiz var. Bu süreçte neler yaşadınız? 

Kırsalda kadının örgütlenmesi, ekonomik özgürlüğünü kazanabilmesi ve kendi ürettiği değeri ekonomiye kazandırabilmesi için kooperatifleşmenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle biz de Bursa Karacabey Keşlik Köyü’nde kadınlarımızın bir araya gelerek üretimlerini ve çalışmalarını birlikte yürütebilecekleri bir yapı oluşturmak için dernekleşme çalışmalarına başladık.

Aslında hedefimiz, şartlar ve mevzuat elverdiğinde bir tarımsal kalkınma kooperatifi çatısı altında faaliyetlerimizi sürdürmek. Ancak mevcut mevzuat nedeniyle şu aşamada önümüzde bazı engeller bulunuyor. Köyümüz mevcut bir tarımsal kalkınma kooperatifi bulunmamasına rağmen başka bir kooperatifin faaliyet alanında görünüyor. Mevzuatın aynı köyde ikinci bir tarımsal kalkınma kooperatifinin kurulmasına izin vermemesi nedeniyle istediğimiz yapıyı kuramadık. Bu nedenle kadınlarımızın örgütlenme sürecini dernekleşme üzerinden sürdürüyoruz.

Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne başvurduğumuzda da bize her türlü bilgi ve desteği sağladılar.  Ben kendi yolumu bulup ilerleyebildim; ancak her kadın aynı imkânlara, bilgiye veya cesarete sahip olmayabilir. Bir kadının tek başına aşmak zorunda kaldığı engelleri, örgütlü kadınların birlikte çok daha kolay aşabileceğine inanıyorum.

bursa il tarım trilye zeytini nil gül terzi sürer