MAYIS-HAZİRAN 2026 / ÖNDER ÇİFTÇİ

Topraktan dünyaya uzanan bir kadın çiftçinin hikâyesi


Müge ÇEVİK    

18.08.2026 


Dört nesildir toprağı işleyen bir ailenin mirasını devralan 29 yaşındaki Hatice Avcı; geleneksel tarım kültürünü onarıcı ve organik üretimle geleceğe taşıyor. Kırsalda kadının gücünü görünür kılmayı hedefleyen genç girişimci, Denizli’nin Sarayköy ilçesinden yurt dışı pazarlara uzanan başarı hikâyesini dergimize anlattı.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Hatice Avcı. Denizli’nin Sarayköy ilçesine bağlı Duacılı köyünde yaşayan 29 yaşında bir kadın çiftçi, girişimciyim. Bankacılık bölümünden mezun oldum; işletme ve sosyoloji alanlarında eğitim hayatıma devam ediyorum. Ancak benim en büyük okulum, dört nesildir tarımla yaşayan ailemin bana miras bıraktığı topraklar oldu.

Çocukluğumdan itibaren tarlada, zeytinliklerde ve üretimin her aşamasında yer aldım. Bugün ise geleneksel tarım bilgisini modern üretim anlayışıyla birleştirerek sürdürülebilir, çevre dostu ve katma değerli üretim yapmaya çalışıyorum.

Zeytinyağı üretimine nasıl başladınız?

Yurt dışında yapılan tarımı çok fazla araştırmaya başlamıştım. 2022 yılında onarıcı tarım ve organik tarım yapmaya karar verdim. İsmini aldığım babamın babaannesinden kalan tarlada üretim yapmaya başladım.  Birçok yarışmaya katıldım. Mesela İstanbul Ticaret Odası Yükselen Markalar Yarışmasında zeytinyağım finale kaldı.

Zeytinyağı üretimi benim için bir işten çok bir yaşam hikâyesi. Ailem nesiller boyunca çiftçilik yaptı. Bana emanet edilen zeytin ağaçları, yalnızca ekonomik bir değer değil, aynı zamanda kültürel bir miras. Bu mirası geleceğe taşımak amacıyla organik ve iyi tarım sertifikalı üretime yöneldim. Her hasat döneminde ağacın verdiği emeğe ürüne saygı duyarak üretim yapıyor, doğanın sunduğu kaliteyi korumaya özen gösteriyorum.

Haber Görseli

Bir kadın çiftçi olarak marka oluşturma süreciniz nasıl gelişti? Zeytinyağı dışında çalışmalarınız bulunuyor mu?

Kırsalda yaşayan kadınların çoğu üretimin içinde olmasına rağmen görünür değil. Ben bu algıyı değiştirmek istedim. Markamı oluştururken amacım sadece kaliteli zeytinyağı üretmek değildi. Aynı zamanda Türk kadın çiftçisinin emeğini, Anadolu’nun üretim kültürünü ve sürdürülebilir tarım anlayışını dünyaya anlatmak istedim.

Bugün her şişe zeytinyağımız; toprağa duyulan saygının, kadın emeğinin ve yerel üretimin bir temsilcisi. Ben yalnızca kendi markamı büyütmeyi değil, kırsalda yaşayan kadınların ekonomik olarak güçlenmesini ve üretimde daha fazla söz sahibi olmasını da hedefliyorum.
Ayrıca ailemle birlikte pamuk, arpa, buğday ve mısır üretimi yapıyoruz.

Ürünlerinizi uluslararası pazarlara taşımayı düşünüyor musunuz?

Kesinlikle. Türkiye, dünyanın en önemli zeytin üreticisi ülkelerinden biri. İhracat için ilk çalışmalara başladım Almanya’ya numune gönderdim ve beğenildi. Olumlu dönüşler aldım. Ben de uluslararası standartlarda üretim yaparak Türk zeytinyağını Amerika, Avrupa ve dünyanın farklı pazarlarında temsil etmeyi amaçlıyorum. Her ihracat başarısının aynı zamanda ülkemizin tarımsal itibarına katkı sağlayacağına inanıyorum.  

Bu süreçte karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu? 

Kırsalda genç bir kadın girişimci olmak zaman zaman ön yargılarla mücadele etmeyi gerektiriyor. Ancak ben her zorluğu bir öğrenme fırsatı olarak gördüm. Üretmekten, öğrenmekten ve mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmedim. Bugün geldiğim noktada en büyük gücümün toprağa olan bağlılığım ve ülkeme değer üretme isteğim olduğunu düşünüyorum.

Haber Görseli

 

HER ZEYTİN AĞACI GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN SESSİZ BİR KÖPRÜ 
Zeytin sizin için ne ifade ediyor?

Zeytin; barışın, bereketin, bilgeliğin ve sürekliliğin sembolüdür. Bir zeytin ağacı yüzlerce yıl yaşayabilir. Bu nedenle her zeytin ağacı geçmişten geleceğe uzanan sessiz bir köprü gibidir. Ben her hasatta yalnızca ürün toplamıyorum; atalarımızdan kalan bir kültürü geleceğe taşıyorum.  

Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı sektörünün gelişmesi için neler yapılmalı?

Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel çok büyük. Daha fazla markalaşmaya, katma değerli üretime, teknolojik dönüşüme ve sürdürülebilir tarım uygulamalarına ihtiyaç duyuyoruz. Ayrıca üreticilerin uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak desteklerin artırılması ülkemizin rekabet gücünü yükseltecektir.

Devlet desteklerinden yararlanıyor musunuz?

Tarım ve girişimcilik alanındaki destek programlarını yakından takip ediyorum. Bu dönemde başvurularımı yaparken son olarak KOSGEB desteği kazandım. 

Gelecek hedefleriniz nelerdir?

En büyük hedefim, Anadolu’nun bereketini dünya sofralarına taşıyan uluslararası bir marka oluşturmaktır. Bunun yanında sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak, kadın çiftçilerin güçlenmesine katkı sağlamak ve gençlerin tarıma olan ilgisini artırmak istiyorum.

Başarıyı yalnızca ekonomik büyüklükle değil, topluma ve geleceğe bırakılan değerle ölçüyorum.

Gençlere vermek istediğiniz mesaj nedir?

Her aşamada zorluklar çıkıyor. Onları severek çözmek hep devam etmek pes etmemek. İşimizde dünyayı takip etmek ve mükemmeliyetçi olmamak. 

Onları severek çözmeye çalışın; hep devam edin, asla pes etmeyin. İşimizde dünyayı takip edin. 

Tarım yalnızca bir meslek değildir; bir ülkenin bağımsızlığının temelidir.  Bugünün dünyasında gıda güvenliği, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik gibi konular her zamankinden daha önemli hâle geldi. Gençlerimize tavsiyem; tarımı geçmişin değil, geleceğin mesleği olarak görmeleridir. Ben inanıyorum ki Türk gençliği; bilgi, teknoloji ve üretimi bir araya getirerek tarımda dünyanın örnek aldığı bir başarı hikâyesi yazacaktır.

haticeavcı zaytinyağı gençkadınçiftçi