OCAK-ŞUBAT 2026 / RÖPORTAJ

İklim değişikliğinin soğuk bilançosu: Zirai don ve meyvecilik


Murat ÖZKAN    

06.04.2026 


Küresel iklim değişikliğiyle beraber artan yanıltıcı baharlar, Türkiye’nin meyve ambarlarını ciddi bir zirai don tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Saraçoğlu ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda; hücresel düzeydeki hasardan bölgesel risk haritalarına, teknolojik mücadele yöntemlerinden ihracat potansiyelimize kadar zirai donun tüm boyutlarını masaya yatırıyoruz.

Hocam, son yıllarda küresel iklim değişikliğinin tarımsal üretim, özellikle de çok yıllık bitkiler üzerindeki etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz?
 
Son yıllarda bilim insanlarının odaklandığı en karmaşık çevresel sorunlardan biri küresel iklim değişikliği. Tüm dünyada yaşanan bu değişim canlılar üzerinde birçok etkiye yol açıyor. Çok yıllık bitki türleri başta olmak üzere tarımsal üretim sistemleri de bu değişimden olumsuz etkileniyor. Bunun en yakın örneği 10-14 Nisan 2025 tarihleri arasında ülkemizde meydana geldi ve sonuç olarak yaklaşık 65 ile ait rekoltede ciddi kayıplar yaşandı. 
 
Çok yıllık bitki yetiştiriciliğinde verimlilik kavramı bitkinin genetik alt yapısı ile ekolojik şartları kapsayan karmaşık ve hassas bir dengeye sahip. Yapılan ıslah çalışmalarında bitki stres dayanımı üzerine önemli gelişmeler sağlandı ancak yaşanabilecek ekstrem doğa olaylarını kayıpsız atlatabilecek genetik yapının bulunması neredeyse imkânsız. 
 
İklim değişikliği meyve ağaçlarının soğuklama ihtiyacını ve çiçeklenme sürecini nasıl etkiliyor? Zirai don riskinin sıklığında nasıl bir değişim gözlemleniyor? 
 
Sağlıklı bir verim için bitkinin önce kış dinlenmesinde soğuklama ihtiyacını, ardından sürgün ve çiçek için sıcaklık toplamı ihtiyacını karşılaması gerekir. Ancak iklim değişikliği bu hassas süreci bozuyor. İklim değişikliğinin söz konusu fenolojik evreleri (bitkinin iklim şartlarına bağlı olarak gösterdiği çiçeklenme, tomurcuk patlaması ve meyve oluşumu gibi gelişim aşamalarını) nasıl değiştireceği bölgelere göre değişebiliyor. Daha sıcak Akdeniz Bölgesi’ndeki etkileri ile Orta ve Doğu Anadolu Bölgelerindeki etkileri bunun yanında yakın gelecek ve uzak gelecekteki etkileri farklı olacaktır.  
 
Analizler, ılıman kuşakta ilkbahar geç donlarının artış eğiliminde olduğunu gösteriyor. Yanıltıcı bahar dediğimiz olayla kış ortasındaki ani sıcaklıklar ağaçlara bahar sinyali vererek onları normalden 15-20 gün erken uyandırabiliyor. Kışın -20 °C, -25 °C derecelere dayanan bitkiler, uyandıktan sonra 0 °C ve altındaki sıcaklıklara maruz kaldığında ne yazık ki büyük hasar görüyor.
 
Düşük sıcaklıklar bitki dokularında tam olarak nasıl bir hasar bırakıyor? Bitkilerin bu ani şoklara karşı doğal bir dayanım eşiği var mı? Genetik ıslahla bu direnci artırmak ne kadar mümkün?   
 
Düşük sıcaklık önce hücreler arası boşluklarda buz kristalleri oluşturur ve hücre içindeki suyu dışarı çekerek donma dehidrasyonu denilen şiddetli bir kuraklık stresi yaratır. Eğer soğuk şiddetli ve uzun süreliyse, oluşan buz kristalleri doğrudan hücre organellerini (hücre iç yapısı) parçalar. Bu direnci genetik ıslahla artırmak, dona dayanımın çok sayıda gen tarafından kontrol edilmesi nedeniyle oldukça zordur. Günümüzde en başarılı pratik yaklaşım, geç çiçeklenen tür ve çeşitlerin seçilmesi. Modern biyoteknolojik yöntemler umut vadetse de henüz yaygın kullanım aşamasında değiliz.

Haber Görseli

ZİRAİ DON BİRÇOK MEYVE TÜRÜNDE RİSK OLUŞTURUYOR 
Saha deneyimlerinize dayanarak Türkiye’de meyvecilik açısından zirai donun kronik bir risk hâline geldiği yeni bölgeler nereler? Bu değişimden özellikle hangi meyve türleri daha çok etkileniyor?
 
Türkiye’de zirai don riski son zamanlarda hem sıcaklık dereceleri açısından şiddetlendi hem de daha geniş bölgelerde zarar oluşturmaya başladı. Eskiden yalnızca yüksek rakımlı veya karasal ve geçit iklime sahip bölgelerde beklenen don olayları, artık daha düşük rakımlı ve ılıman iklim özelliğe sahip alanları da etkiliyor. Uzun yıllardır ülkemiz genelinde ılıman iklim meyve türleri açısından badem, can erikleri ve kayısı yüksek risk grubunda yer alan meyveler olarak bilinirdi. Fakat son yıllarda meydana gelen iklim dalgalanmaları sonucunda Marmara ve Ege geçiş kuşağında şeftali, nektarin ve zeytin; Karadeniz’de fındık; İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da kiraz ve ceviz; Güneydoğu Anadolu’da ise Antep fıstığı gibi meyve türleri de ciddi risk altına girdi. Bu tablo, zirai donun artık lokal değil birçok meyve türünde ulusal ölçekte kronik bir risk hâline geldiğini ortaya koyuyor.
 

Haber Görseli

Zirai dona karşı kullanılan rüzgâr makineleri, sisleme ve yağmurlama gibi çözümlerin meyve bahçelerindeki etkinliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Örtü altı yetiştiricilik ve ısıtma maliyetleri üretici için ne ölçüde ekonomik?
 
Bahsi geçen çözümler doğru koşullarda uygulandığında etkili olsa da kullanılan her sistem her don tipi için uygun değil. Örneğin rüzgâr makineleri, sakin ve açık gecelerde meydana gelen radyasyon donlarında etkili iken üstten yağmurlama sistemi suyun donarken açığa çıkardığı gizli ısı prensibine dayanır ve elma gibi daha dayanıklı türlerde -7 °C’ye kadar belli oranda koruma sağlayabilir. 
 
Örtü altı meyvecilik, dünya çapında donla mücadelede en çok kabul gören yöntem olarak ön plana çıkıyor. Ancak ilk yatırım ve işletme giderleri toplam maliyetin büyük bir bölümünü oluşturduğu için üreticiler genellikle yüksek katma değerli ürünleri tercih ediyor. Bu noktada risk yönetimi açısından kritik bir önerim var: Büyük işletmelerde, toplam üretim alanının yüzde 1-5’lik diliminde kontrollü örtü altı yetiştiricilik süreçlerinin hayata geçirilmesi stratejik önem taşıyor.

Haber Görseli

HEM TÜKETİCİYİ HEM DE TARIMA DAYALI SANAYİYİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR
Üreticiler arasında hâlâ yaygın olan lastik yakma veya dumanlama gibi geleneksel yöntemlerin koruyucu bir etkisi var mı? Yoksa bu uygulamalar daha çok algısal bir güven mi sağlıyor?
 
Geleneksel dumanlama yöntemleri, teorik olarak toprak ısısının uzaya kaçışını engelleyen yapay bir örtü görevi görerek sınırlı da olsa koruyucu bir etkiye sahip. Amatör anlamda ev bahçelerindeki ağaçların korunmasında bu uygulamalardan yararlanılabilir. Büyük ölçekli ticari bahçelerde hava kirliliği, bitki dokularına toksik madde birikimi, çevre zararı ve ciddi iş güvenliği riskleri düşünüldüğünde dumanlama için geliştirilmiş makine sistemlerinin kullanılması daha verimli oluyor.
 
Yeni bir meyve bahçesi kurmayı planlayan bir üreticinin don riskini en baştan minimize etmek için hangi adımları atması gerekir?
 
Meyve bahçesi yatırımları uzun vadeli projelerdir, bu nedenle mutlaka profesyonel destek ve bilimsel veriler ışığında planlanmalıdır. Donla mücadele, bahçe kurulmadan önce başlar. En temel adım; doğru arazi seçimi, soğuk hava drenajı iyi olan yamaçların tercih edilmesi ve don çukurlarından kaçınılmasıdır.
 
Ekonomik ve en etkili savunma hattı ise geç çiçeklenen çeşitlerin ve anaçların seçilmesi. Ayrıca, iklim değişikliğinin bölgeler üzerindeki farklı etkilerini öngören modelleme çalışmaları yapılmalı ve her bölgeye özel stratejiler belirlenmeli. Alınan tüm teknik önlemlere rağmen ekstrem doğa olaylarını tamamen kayıpsız atlatmak bazen imkânsızdır. İşte bu noktada TARSİM, üretici için en kritik finansal savunma hattı olarak devreye giriyor. Tarım sigortası yaptırmak artık bir tercih değil sürdürülebilir üretim için zorunluluk. 
 
Özetle don riskine karşı başarı; sadece teknolojiyle değil doğru planlama ve bilgiyle başlar.

Ziraidon meyvecilik