OCAK-ŞUBAT 2026 / EL SANATLARI
Ardıç ağacının mucizesi: Oltu taşı
Erzurum’un Oltu ilçesinde, ardıç ağacının fosilleşmiş biçimi olarak elde edilen Oltu taşı, maden ve ocak çalışmalarıyla yer altından çıkarıldığı anda son derece yumuşak olan havayla temas ettikçe sertleşen; kullanıldıkça da parıldayan yarı değerli bir taş ve linyit türüdür.
1955 yılında MTA (Maden Tetkik Arama Enstitüsü) tarafından yapılan araştırma ile Oltu taşının, ardıç ağacının kömüründen meydana geldiği ispatlanmıştır.
Dağ servisi diye anılan, çoğalması için kuşlara ihtiyaç duyulan ardıç ağacı; ardıç kuşunun tohumunu yemesi ve tohumun kuşun midesindeki enzimlerle birleşmesiyle dışkısının toprağa düşmesi neticesinde yeni filizler ve ağaçlar şeklinde ürer. Ardıçların en etkileyici hatta mucizevi denilebilecek özelliği ise fosilleşmiş şeklinin Oltu taşını meydana getirmesi.
Genellikle siyah renkte olan bu taş, Oltu yöresine özgü olup kara kehribar, siyah inci gibi isimlerle de anılır. Literatürde ise Latince siyah kehribar manasına gelen “jayet, jett” olarak geçer.
Tarihi çok eskilere dayanan Oltu taşı, toprağın altından çıkartılması oldukça zahmet ve emek isteyen bir süreçten geçerek altın ve gümüşle işlenip sanatlı hâline kavuşur. Bronz Çağı’na dek uzandığı bilinen Oltu taşı, o zamanlardan günümüze mücevher, süs eşyası ve tesbih olarak işlenegelmiştir. En ihtişamlı serüvenlerinden birini İngiltere Kraliçesi Victoria (1837-1901) devrinde yaşayan Oltu taşı, kraliçenin hayatı boyunca Oltu taşı mücevherler takmasıyla moda olmuştur.
Ata yadigârı Oltu taşı, sanatlı yönüyle hem dünya insanlarına hitap etmiş hem de yöre insanının babadan oğula geçim kapısı olmuştur. Çıkarılmasından vitrinleri süslemesine kadarki süreçte meşakkatli yollardan geçen Oltu taşı, sadece işlenirken dahi şu gereçlere ihtiyaç vardır: Elektrikli torna makinesi, motorlu zımpara, kemane, çark, biz, ölçü aleti, domarika, kıl testere, zımpara, eğe, keski. Cilalanırken ise polisaj makinesi, çırtı ağacının kömürü, tebeşir, zeytinyağı veya inek yağı, bez.
Varlığı, tarihî Erzurum şehrinden bile eski bu taşın; temsil ve kültür nişanesi olması tesadüf olmamakla beraber bin bir emek ve özenle ustadan çırağa işlenmesi, değerlendirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması adeta gelenek hâline dönüşmüştür. Çıkartıldığı yöre ile özdeşleşen ve dünyanın en kaliteli taşlarından biri olan Oltu taşını, Kültür Bakanlığı Yaşayan İnsan Hazinesi Sanatkârlarından biri olan Metin Çelebi’den öğreneceğiz.
Sizi tanıyabilir miyiz?
İsmim Metin Çelebi, Oltu taşı sanatçısıyım. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Yaşayan İnsan Hazinesi Sanatkârıyım.
1967 yılında Erzurum’un Oltu ilçesi Tutmaç köyünde doğdum. İlk ve ortaokuldan sonra Oltu taşı ustası Ahmet Coşkun’un yanında çıraklık etmeye başladım. Mesleğe 13 yaşında başladım. O dönemki ustalardan mesleğin inceliklerini öğrendim. Daha sonra kuyumculuk ustalığımı geliştirmek için Halil Çelebi’den dersler aldım. Süleyman Coşkun ustamdan Oltu taşı yapımında kullanılan tüm araç gerecin, alet edevatın yapımını öğrendim. O günden bugüne Oltu taşı işlemeye devam etmekteyim.
Oltu taşını sizden dinleyebilir miyiz?
Oltu taşı bir tür linyittir, taştır fakat hafiftir. İçi kahverengi dışı ise simsiyah parlak bir taştır. Ardıç ağacının fosili diye adlandırılır. Küçük küçük bilek kalınlığında damarlar hâlinde toprağa akıp yaslanmış vaziyettedir. Kilosunu 8 ile 12 bin TL olarak alırız, havayla temas ettirmeden işleyene kadar nemli ortamlarda saklar koruruz iyi ve kolay işleyebilmek için.
Oltu’nun birkaç köyünden çıkartılır. Yer altına açılan dar tüneller aracılığıyla 100-150 metre derinliklere kadar bir insanın sığabileceği tünellere sürünerek girmek suretiyle haftalarca taşın çıkarılması için uğraşılır. Çıkartılması zor bir maden olduğu için de oldukça pahalıdır.
Atölyenizde tek başınıza mı çalışıyorsunuz, çırağınız var mı?
Atölyemde 4 kişiyle bu mesleği icra etmekteyim. Birçok çırağım oldu şimdiye dek. Bu meslekte ustamdan öğrendiklerimi ben de çıraklarıma öğrettim. Kültür Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Yaşayan İnsan Hazinesi olarak kimlik kartı almaya hak kazandım.
Oltu taşı işlemeyi öğrettiğiniz kurslar var mı?
Zaman zaman kurslar düzenliyorum. Bugüne kadar yaklaşık 300 kursiyerim oldu. Halk Eğitimi, İş ve İşçi Bulma Kurumu, GAP İdaresi, Meslek Edindirme Kursları kapsamında çok çeşitli kurslar verdim kurs öğretmenliği yaptım ve öğrenci yetiştirmeye çalıştım. En son ki katıldığım proje “Bir Usta Bin Usta Erzurum Oltu taşı” projesiydi.
Oltu taşından neler üretmektesiniz?
Oltu taşından tercih sıralamasına göre başta tespih olmak üzere yüzük, küpe, kolye, bileklik, biblo, vb. geleneksel takılar yapıyoruz. Arz ve talebe göre çalışıyoruz. Müşterilerin vermiş olduğu siparişler doğrultusunda takı işlemeler ve tespihler yapıyoruz.
STRESİ AZALTIYOR
Yapılan bir Oltu taşı kolye ya da tespihin ömrü ne kadar?
Yapılan ürünün ömrü kullanmaya bağlı olarak da değişir. Ömür boyu sürebilir. Oltu taşı, kullandıkça kalitelenir, parlar, vücuttaki negatif elektriği alır, nazara iyi geldiği söylenir, stresi azaltır, kendine has bir sesi vardır.
Bu iş sizin geçim kaynağınız mı?
Evet, bu iş benim geçim kaynağım. Erzurum ve çevresinde on binlerce insan bu sektörden evini geçindirmektedir. Kimi taş çıkartır, kimi alır, kimi satar, kimi pazarlamasını yapar kimi de benim gibi imalatıyla geçinir. Geçmişten günümüze 300 yıldır bu yörede bu meslek devam etmektedir.
Oltu taşında geleneksel motiflere ve orijinalliğe bağlı kalmak önemli mi?
Geleneksel motifler, orijinallik elbette çok önemli fakat yenilik ve kendimizden bir şeyler katabilmek ve yeni bir şeyler üretebilmek de çok önemli. Geleneksel motiflerimizi her daim koruyarak yeni motiflerle bütünleştirerek daha güzeline ulaşmaya çalıştım. Bugüne kadar 28 ülkeye gittim sanatımla ilgili fuar, sergi, eğitim, seminer için. Farklı ülkelerde gördüğüm sanatlar benim düşünce ufkumu daha da açtı diyebilirim. İleriye götürdü, yeniliğe açık olmayı öğretti.
Oltu taşına senelerce emek vermiş bu işin ehli bir insan olarak Oltu taşı sanatının karşı karşıya kaldığı riskler neler? Bizimle paylaşır mısınız?
Evet, bu önemli hususu belirtmeliyim ki Oltu taşı işlemeciliği kaybolmaya yüz tutmuş sanatlar arasına girmeye başladı maalesef. Çünkü artık eskisi gibi değil. Ustalar, çıraklar ve sektör memnun değil. Taşın pahalı oluşu, taş çıkartan sektörün küçülmesi bu sanatı tehlikeye soktu; çırak bulmak da zorlaştı, talep de azaldı.
Hazır benzetme sahte ürünler, teknolojinin iyi ve yerinde kullanılmaması, artık el emeği değil de ucuz ve basit yapılmış ürünlerin tercih edilir oluşu, devletin ve ilgili kuruluşların bu mesleğin üzerinde yeterince durmaması ve üniversitelerin meslek edindirme alanlarında Oltu taşına yeterince yer verilmemesi bu mesleğin icrasının azalmasına neden olan başlıca faktörlerdir. Problemleri bilmeliyiz ki çözebilelim. Pek tabii bunun önüne geçmek mümkün.
Kaynakça:
Türk Dili Sözlüğü
Millî Eğitim Bakanlığı, El Sanatları Teknolojisi, Oltu Taşı İşleme, Ankara-2010
Tahsin Parlak, “Erzurum’da Oltu Taşı ve Kuyumculuk Sanatı”, Oltu Ticaret ve Sanayi Odası- 2001
Oltu Kaymakamlığı resmî web sitesi
Oltu Taşı İşlemeciliği kültür portalı