OCAK-ŞUBAT 2026 / HAYVANCILIK
Besilik materyalde dışa bağımlılık dönemi kapanıyor
Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde imzalanan “Suni Tohumlama Yolu ile Besilik Materyal Üretiminin Artırılması Protokolü” ile besilik materyal üretiminde yerli ve planlı bir dönem başlıyor. Suni tohumlama için kullanılacak etçi ırk spermalar Lalahan Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezinde üretilecek. Merkez, Gen bankasından genomik seleksiyona, embriyo transferinden uluslararası eğitimlere kadar geniş bir sahada ülke hayvancılığına hizmet ediyor. Protokolün detaylarını ve Merkezin yaptığı çalışmaları Uluslararası Hayvancılık ve Araştırma Eğitim Merkezi Müdürü Dr. Ramazan Sevgi ile konuştuk.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM), Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği ve Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği arasında “Suni Tohumlama Yolu ile Besilik Materyal Üretiminin Artırılması Protokolü” imzalandı. Ülkemiz hayvancılığı için önemli bir adım olan bu protokolü değerlendirir misiniz?
Bu protokol, kırmızı et üretiminde kullanılan besilik büyükbaş materyal üretiminin yerli işletmelerden karşılanması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği ve Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği tarafından uygulanacak etçi ırk erkek buzağı üretiminin suni tohumlama yoluyla sağlanması amacıyla düzenlendi. Ayrıca protokol, Türkiye’de uzun süredir devam eden besilik materyal açığı, ithalata bağımlılık ve verimsiz melezleme sorunlarına doğrudan müdahale eden bütüncül politikalardan birini oluşturuyor.
Haber Görseli
Dr. Ramazan Sevgi Uluslararası Hayvancılık ve Araştırma Eğitim Merkezi Müdürü
Etçi genetik materyalin, TAGEM’e bağlı Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi gibi köklü ve kamusal denetime tabi bir kurum bünyesinde üretilmesi; piyasa dalgalanmalarına karşı stratejik bir güvence oluşturarak arz sürekliliğini teminat altına alıyor.
Besilik materyalin suni tohumlama yoluyla artırılması, kısa vadeli çözümlerden ziyade orta-uzun vadeli sürdürülebilir üretimi hedefliyor. Protokol, “damızlık-besilik ayrımını” netleştirerek sütçü sürülerden rastgele besi materyali elde edilmesi uygulamasının yerine planlı melezlemeyi merkeze alıyor. Bu yönüyle protokol, hayvancılık politikası reformu niteliği de taşıyor.
Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezinin üretim merkezi olarak görevlendirilmesi, kurumsal kapasitesi ve kamusal sorumluluğu dikkate alındığında isabetli ve stratejik bir tercihtir. Merkezimiz; biyoteknoloji, sperma üretimi ve kalite kontrol alanlarında gerekli teknik altyapı ve uzman insan kaynağına sahip bulunuyor. Üretilen spermaların ırk, boğa, parti ve kalite parametreleri bakımından merkezi kayıt altına alınması, hâlihazırda rutin olarak yürütülen kurumsal bir uygulama özelliği taşıyor. Bu yapı, genetik performansın uzun vadeli izlenmesi, saha verilerinin sistematik analizi ve kanıta dayalı ıslah politikalarının geliştirilmesi açısından önemli bir kurumsal avantaj sağlıyor.
YERLİ IRK ÜRETİMİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ HEDEFLENİYOR
Lalahan Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezinin Türkiye hayvancılığındaki stratejik önemini nasıl tanımlarsınız?
Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi; Hayvancılık sektörünün temel gereksinimleri arasında yer alan damızlık boğa sperması üretimi ve genomik seleksiyon alanlarında sahip olduğu teknik altyapı ve uzmanlığıyla, ulusal ıslah programlarına doğrudan katkı sunan öncü bir uygulama ve referans merkezi olarak faaliyet gösteriyor.
Biyoteknolojik yöntemler, hayvan yetiştirme, embriyo teknolojileri, suni tohumlama, hayvan besleme ve hayvan ıslahı başta olmak üzere geniş bir yelpazede temel ve uygulamalı araştırmalar sonucu elde ettiği bilimsel çıktıları sahaya aktarıyor.
Suni tohumlama, embriyo üretimi ve ileri üreme teknikleri konularında kamu personeli, veteriner hekimler ve sektör paydaşlarına yönelik ulusal ve uluslararası düzeyde eğitim, uygulama ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütüyor. Bilgi ve teknoloji transferi yoluyla sektörün insan kaynağı niteliğinin artırılmasına önemli katkılar sağlıyor.
Bu bütüncül yapı sayesinde Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi; üretim, araştırma ve eğitimi entegre eden kamu odaklı bir model ile Türkiye hayvancılığının uzun vadeli gelişimine ve genetik kapasitesinin güçlendirilmesine hizmet ediyor. Ülkemizde hayvan yetiştiriciliğinin sürdürülebilir, verimli ve uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması açısından stratejik bir rol üstleniyor.
ÇALIŞMALAR ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİ İLE YÜRÜTÜLÜYOR
Yurt dışındaki benzer kuruluşlarla yürüttüğünüz ortak projeleriniz var mı?
Merkezimiz, görev alanı ve uzmanlık konuları çerçevesinde, yurt dışındaki muadil kurumlar ve uluslararası araştırma ağlarıyla temas ve bilgi paylaşımını sürdürüyor. Bu kapsamda, dönemsel olarak proje bazlı iş birliği imkânları değerlendirilerek karşılıklı teknik görüş alışverişi, eğitim ve kapasite geliştirmeye yönelik çalışmalar yürütülüyor. Bu çerçevede, TİKA aracılığıyla özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Afrika ülkeleriyle iş birliği faaliyetleri gerçekleştirildi. Başta sperma üretim laboratuvarlarının kurulumu olmak üzere, teknik altyapının oluşturulması, personel eğitimi ve uygulamaya yönelik süreçlerde merkezimiz aktif rol alarak sahip olduğu bilgi ve tecrübeyi ilgili ülkelerle paylaşıyor.
Geçmiş yıllarda JICA iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında Japonya ile eğitim, teknik kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımına dayalı iş birlikleri hayata geçirildi. Bu çalışmalar merkezimizin uluslararası alandaki görünürlüğünü ve kurumsal yetkinliğini güçlendirdi.
Kurumumuz koordinasyonunda ve Genel Müdürlüğümüzün (TAGEM) desteğiyle dördüncüsü düzenlenen 4th International Livestock Studies Congress, yurt dışından davetli konuşmacıların da katılımıyla başarıyla gerçekleştirildi. Hayvancılık alanındaki güncel bilimsel gelişmelerin paylaşılması, akademi-sektör iş birliğinin güçlendirilmesi ve uluslararası etkileşimin artırılmasına önemli katkı sağladı.
Ayrıca, cinsiyeti belirlenmiş sperma teknolojileri başta olmak üzere ileri üreme biyoteknolojilerine yönelik uluslararası düzeyde temas ve iş birliği arayışları da devam ediyor.
YAKLAŞIK YÜZ BİN GENETİK MATERYAL KORUMA ALTINDA
Türkiye’nin yerli gen kaynaklarının korunması noktasında Lalahan’ın üstlendiği “Gen Bankası” rolü hakkında bilgi verir misiniz? Kaç ırk koruma altında?
Gen bankası altyapısı, TÜBİTAK iş birliğiyle yürütülen TURK HAYGEN-1 Projesi kapsamında 2007 yılında tesis edildi. Söz konusu proje ile ülke genelinde hayvan genetik materyallerinin sistematik biçimde toplanması, kayıt altına alınması ve uzun süreli soğuk zincir koşullarında güvenli şekilde muhafaza edilmesi amaçlandı. Bu kapsamda; sığır, koyun, keçi, manda ve at olmak üzere 5 türe ve 13 farklı ırka ait yaklaşık yüz bin adet genetik materyal merkezimiz bünyesinde korunuyor. Proje kapsamında muhafaza edilen materyaller arasında DNA, sperm, embriyo ve hücre kültürü örnekleri yer alıyor. Tüm örnekler için düzenli olarak rutin viabilite ve kalite kontrolleri gerçekleştiriliyor.
Müdürlüğümüzde bulunan genetik materyaller, yüksek güvenlik ve izlenebilirlik standartları çerçevesinde titizlikle korunuyor. Mevcut altyapı ve uzman teknik personel, olası acil durumlar veya stratejik ihtiyaçlar hâlinde TAGEM’in destek ve yönlendirmeleri doğrultusunda bu materyallerin etkin şekilde kullanılmasını ve uygulamaya aktarılmasını sağlayabilecek yeterliliğe sahip. Ayrıca, TURK HAYGEN Projesi’ne ilave olarak yürütülen AR-GE çalışmaları kapsamında Ankara keçisine ait oositler ile Anadolu mandasına ait sperma örnekleri genetik kaynak portföyümüze dâhil edilmiştir.
Bunlara ek olarak; yerli kara sığır, Ankara keçisi, Denizli ve Gerze tavuğu ırklarına ait canlı hayvan genetik koruma sürüleri merkezimiz bünyesinde muhafaza ediliyor ve sürdürülebilirlikleri sağlanıyor.
GELENEKSEL FENOTİP VE SOY KÜTÜĞÜ ESASLI ÜRETİM ANLAYIŞI SÜRDÜRÜLÜYOR
Boğa Test ve Sperma Üretim Merkezi faaliyetlerinizde gelinen son nokta nedir?
Laboratuvarımız, uluslararası kabul görmüş standartlar doğrultusunda üretim ve analiz faaliyetlerini yürütürken yüksek teknik kapasitesiyle sektöre güvenilir hizmet sunuyor. Yerli üretim yoluyla ülke hayvancılığına katkı sağlamak ve millî sermayenin dış kaynaklara bağımlılığını azaltmak, kurumumuzun temel vizyon ve misyonunu oluşturuyor. Bu çerçevede geleneksel fenotip ve soy kütüğü esaslı üretim anlayışından genomik temelli seleksiyon yaklaşımına geçilerek genomik değeri belirlenmiş, TPI ve verim özellikleri yüksek boğalardan sperma üretimine başlandı. Söz konusu üretim faaliyetleri sürdürülebilir şekilde devam ediyor. Genomik değer belirleme analizleri kurumumuz bünyesinde gerçekleştiriliyor. Aynı zamanda bu alandaki teknik hizmetler yetiştiricilerimize de sunuluyor.
Yerli üretimle elde edilen ve ithal edilen sperma numunelerinin kalite kontrollerinde hızlı, objektif ve güvenilir değerlendirme yapılabilmesi nedeniyle sektör paydaşlarının tercihi büyük ölçüde kurumumuzdan yanadır. Bu kapsamda üretilen spermaların satış öncesi kalite analizleri yapılarak onay veriliyor.
İthal edilen sperma numunelerinin analizlerinin yaklaşık yüzde 75’i laboratuvarımızda gerçekleştiriliyor. Motilite ve morfolojik incelemeler başta olmak üzere yürütülen kalite kontrolleri sayesinde, yalnızca yüksek nitelikli spermaların sahada kullanıma sunulması sağlanıyor. Bu yolla hem ekonomik kayıpların önlenmesi hem de ülke hayvancılığına genetik açıdan üstün vasıflı hayvanların kazandırılması hedefleniyor. Ayrıca, cinsiyeti belirlenmiş sperma üretimine yönelik çalışmalar ile bu alandaki iş birliği ve ortaklık araştırmaları, teknik ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda devam ediyor.
EMBRİYO TRANSFERİ VE EMBRİYO ÜRETİMİ KONULARINDA YURT İÇİ VE YURT DIŞINDAN KATILIMCILARA YÖNELİK EĞİTİMLER VERİLİYOR
Biyoteknoloji ve embriyo transferi gibi ileri üreme teknolojilerinde kurumunuzun üstlendiği çalışmalar neler?
Kurumumuz, embriyo transferi ve embriyo üretimi konularında yurt içi ve yurt dışından katılımcılara yönelik eğitim ve kurs programları düzenliyor ve sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırıyor.
Embriyo transferi ve ileri üreme teknolojileri alanında TAGEM, BAP ve TÜBİTAK destekli bilimsel projeler yürütülüyor. Bu projeler aracılığıyla hem araştırma hem de uygulama kapasitesi güçlendiriliyor.
Talep edilmesi hâlinde sığır, koyun ve keçilerde ultrasonografi uygulamalarına yönelik teorik ve uygulamalı eğitimler veriliyor. Embriyo üretimine yönelik yasal izni bulunan kurumumuzda 2026 yılı içerisinde ticari embriyo üretimine başlanması hedefleniyor. Sığırlarda cinsiyeti belirlenmiş dondurulmuş embriyo üretimine yönelik deneme çalışmaları tamamlandı. Embriyo üretim merkezinin faaliyete geçmesiyle de birlikte ticari üretime geçilmesi planlanıyor.
Sığırlarda in vitro embriyo üretimi (IVF) çalışmalarına yönelik araştırma ve uygulamalar yürütülüyor. Sığırlarda ve yerli ırklarda OPU-IVF tekniği kullanılarak embriyo üretim çalışmaları hedefleniyor. Merkezimizin hedefleri arasında yer alıyor.