MAYIS-HAZİRAN 2018 / YAPRAK

19 Mayıs 1919 Bağımsızlık Ateşi


Günay GÜNER    

15.05.2018 

Bilge insan Mustafa Kemal ve beraberindeki yol arkadaşları 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan Samsun’a yola çıkarlarken, yüreklerinde bağımsızlık tutkusunu; Türk ulusunun en güç koşullarda yeniden doğuşunun sarsılmaz inancını, kararlılığını götürdüler.
Tarihsel süreç, kendi zorunluluklarına, maddesel çatışmalarına bağlı biçimde işlerken, nesnel olana ulaşabilmek, gerçeklik bilgisini edinmeyi gerektirir.

Osmanlı Devleti'nin, 4 Ekim 1853-30 Mart 1856 tarihleri arasındaki Osmanlı-Rus Kırım Savaşı nedeniyle aldığı borçtan başlayarak; Türkiye’ye, Galata bankerleriyle, Düyûn-ı Umûmiyelerle, Sykes-Picot Antlaşmasıyla, Çanakkale Savaşıyla, iç kışkırtmalarla (Hınçak, Taşnak…) süren saldırılar, sonunda Mondros Antlaşması'na, Sevr Antlaşması'na kadar dayandı. Emperyalizm gümrüklerini kaldırtarak, imtiyazlar alarak (kapitülasyon) önce ekonomini çökertir, kardeşi kardeşe kırdırtır; ardından ise toprağına asker çıkarır, insanını tutsak eser, köyünü, kasabanı, ilini yakar, yıkar; kadınına, kızına saldırır…

Böyle bir durumda tutsaklığa boyun eğmek mi bağımsızlık, özgürlük için başkaldırıp, direnişe geçip, savaşmak mı? Roma İmparatorluğu'na karşı savaşan Spartaküs’ten, birleşik Yunan ordusuna, Agamemnon’a karşı savaşan Hektor’dan bu yana soylu, erdemli olan tavır başkaldırmaktır, direnmektir. (Mondros Antlaşması'nın imzalandığı zırhlının adı da Agamemnon’dur, sizce rastlantı mı?)

Bilge insan Mustafa Kemal ve beraberindeki yol arkadaşları 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan Samsun’a yola çıkarlarken, yüreklerinde bağımsızlık tutkusunu; Türk ulusunun en güç koşullarda yeniden doğuşunun sarsılmaz inancını, kararlılığını götürürler. Yolda Mustafa Kemal de bunu belirtir. Anlamak hiç güç değildir; daha idadi (lise) çağında ulusun nasıl bir saldırı ve kuşatma altında bulunduğunu görmekte, acısını yaşamaktadır. Libya cephesinden bile, payitahta (başkent İstanbul’a), Almanya’nın, Türkiye yönetiminde egemenlik kurmasını eleştiren raporlar sunar. Anadolu insanının gönlünde yer ettiği Çanakkale Savaşı’nda, Alman komutan Liman von Sanders’in ve Enver Paşa'nın planlarındaki yanlışlıkları görür ve karşı çıkar. Mustafa Kemal “idareyimaslahatçı” değildir. Uzmanların, ustalığında birleştikleri, 58 gün süren, bir Filistin, Suriye çekilişi vardır ki askerinin en az kayıpla çekilmesini sağladığı gibi, 19 Mayıs 1919’un altyapısını hazırlar. (Bakınız: Mustafa Yıldırım, “58 Gün – Mustafa Kemal ile Filistin’den Anayurdun Dağlarına”, Ulus Dağı Yay., 2009). Çünkü askeri çekilişin sonunda İskenderun’dan, Adana’dan İstanbul’a dönerken, söz konusu illeri ve çevresini, direnişi başlatmak amacıyla örgütler. (Oysa kendisine verilen buyruk teslim olmaktır.)

Yoğun girişimleri sonucunda, “Rum ahaliye saldırıları engelleyerek asayişi sağlamak üzere” kendisine görev çıkaran Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da, yol arkadaşlarıyla Samsun’a çıktığında ülkenin durumu, “Söylev” adlı tarihsel yapıtının başında yer alır. İşte o günden sonrası bir ulusun bağımsızlık uğruna, gereğine ve önderine inandığı, insanlığa yön veren savaşın zorlu, onurlu, zafere ulaşan öyküsüdür.

Mustafa Kemal, Havza üzerinden, görüşmeler yaparak Amasya’ya geçer; Amasya Genelgesi’ni yayımlar: “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Ardından toplanan Erzurum Kongresi’nde ordunun ilk güçlerinin direnişe katılması sağlanırken, Temsil Heyeti oluşturulur. Sivas Kongresi’nde ise tüm direniş örgütleri Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilir. Artık Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşuna kadar yetkili kamutay işlevi görecektir.

Köklü devlet geleneğinin önderi olması, Mustafa Kemal’in tüm Bağımsızlık Savaşı tarihini kayıt altına aldırması sonucunu da doğurmuştur. Belleksiz devlet olamayacağı gibi, söz konusu belgeler bugünümüzü de beslemektedir. İnsanlığın sürekli acılarını yaşadığı emperyalizme, sömürgeciliğe karşı yeryüzündeki ilk zaferin sahibi Türk ulusudur ve zafer hiç kolay kazanılmamıştır. Anadolu gibi binbir güzelliğin, varsıllığın ülkesine yönelik emperyalist emellerin ortadan kalktığını düşünmek saflık olur. Dolayısıyla Bağımsızlık Savaşımızın bilincinin ve duyarlığının her an korunması, canlı tutulması gerekir.

19 Mayıs 1919 bilinci “Ya bağımsızlık ya ölüm” haykırışında somutlaşır.

Usta Ozan Ceyhun Atuf Kansu’nun “Bağımsızlık Gülü” başlıklı şiiri ne güzel duyurur özgürlük bilincini:

Yerden alıp o gülü
Hangi gülü?
Bir topçu neferinin
Sakaryalı yaz toprağında
Sıcak kan gülü.

Alıp koklamak o gülü
Hangi baharda?
Türkçenin özgür kırlarında
Türkülerde burcu burcu,
Bilgeliğin ana gülü!

Bir basmadan alıp o gülü,
Hangi basmadan?
Nazilli fabrikasından
Pamuğumuzdan, emeğimizden,
Dokuduğumuz halk gülü.

Hoyrat ellerinden alıp o gülü
Hangi ellerden?
Uzak Teksaslı çobanların

Bilmediği, uğruna can vermediği
Türkiyeli o çileler gülü.

Yerine koymak, kutsamak o gülü,
Hangi yerine?
Mustafa Kemal'in bahçesine
Bir ulusun suladığı beslediği
Yediveren bağımsızlık gülü!”