MAYIS-HAZİRAN 2018 / TARİHTEN NOTLAR

Kütüphanecilik ve tarım kütüphanelerinin tarihsel serüveni


Hasan SOYDAN    

15.05.2018 

Osmanlı devrinde ilk büyük saray kütüphanesi Sultan Orhan'ın Bursa'da kurduğu zengin kütüphanedir. Bu kütüphane 1402'de Timur işgali esnasında yanmıştır.
İnsanoğlunun sahip olduğu bilgilerin yazılarak kayıt altına alınması, muhafaza edilerek gelecek nesillere aktarılması ve araştırmacılara sunulması kütüphanelerin doğmasına neden olmuştur. Medeniyet tarihine önderlik etmiş olan Sümerliler bize tarihin en eski yazılı belgelerini sunmuş, bilgiler kil tuğlalara yazılmış, fırınlarda pişirilerek rutubetsiz ve kuru yerlerde asırlarca saklanmıştır.

Mezopotamya medeniyetinin bilinen en eski kitaplığı, Asur hükümdarı Asur Banipal tarafından MÖ 700 yıllarında Ninova’da kurulan kütüphanedir. MÖ 2000 senelerine kadar uzanan 300 bine yakın tablet toplanmış ve burada muhafaza edilmiştir. Buradan ele geçen 1000 kadar tabletten bir kısmı British Museum’da, bir kısmı da Pensilvanya Müzesindedir.

Tarihi önemi yüksek diğer bir kütüphane ise Hititler’in (MÖ 1800 -1200) başkenti olan Hatuşa’da MÖ XIV-XIII.yüzyılda hükümdar Süblüliuma tarafından kurulmuştur. Duvarlardaki gözlere sıralanmış 20 bin kadar tablet örneklerinin bir kısmı Berlin ve İstanbul müzelerindedir. İskenderiye Kütüphanesi’nin 700 bin ruloya, yani kitaba sahip olduğu söylenir. MÖ 2000 senelerine Kütüphanecilik ve tarım kütüphanelerinin tarihsel serüveni ait ruloları bulmak mümkündür. Bu değerli kütüphane MÖ 30 yılında Romalılar tarafından yakılmış, içindeki bazı eserler MS 391’de İmparator Teodosyus döneminde imha edilmiştir.

PARŞÖMEN BERGAMA KÜTÜPHANESİNDE İCAT EDİLDİ

Anadolu felsefe ve bilim tarihi temellerinin atıldığı ve çeşitli uygarlıkların doğduğu bölgedir. Pergamon( Bergama)-Kraliyet-Kütüphanesi’nde 200 bin kadar rulo olduğu söylenir. Bergama Kütüphanesi sonra İskenderiye’ye taşınmıştır. Parşömen denen yeni bir yazı aracı burada icat edilmiştir. Efes Celsus Kütüphanesi, MS 113-117 yıllarında, Titus Flavius Severianus Neon Kütüphanesi, Burdur’un Ağlasun ilçesinin Sagalassos antik kentinde MS 120’de kurulmuştur. Nysa kütüphanesi, Aydın’ın Sultanhisar ilçesinde Nysa antik kentinde MS 130 yılında kurulmuştur.

İSLÂM DÜNYASININ İLK BÜYÜK KİTAPLIĞI BEYT-ÜL-HİKME

İslâm dünyasının ilk büyük kitaplığı ise Halife Me’mûn (813 - 833) zamanında Bağdat’ta kurulan Beyt-ül-Hikme’dir. İslam tarihinin erken dönemlerinde, felsefe, mantık, matematik, astronomi ve tıp gibi ilim dallarının İslam âlemine girmesi ve bu ilim dallarının doğduğu bölgeleri de etkileyecek kadar gelişmesine önemli katkı sağlayan bir ilimler akademisidir. Farsça, Yunanca, Süryanice, Hintçe, Koptça, Sanskritçe, Nabatî dilindeki eserler Arapçaya çevrilmiş, dini ilimler dışında kalan fen ve felsefe ilimleri olarak adlandırılan konuların İslam dünyasına girmesi sağlamıştır. Bu bilgiler yeniden yorumlanmış, insanlık ilim ve medeniyetine katkıda bulunulmuştur. Bağdat’ta Beytü’l-Hikme ile başlayan ilim ve kültür hareketi, diğer bölgelerdeki idareciler tarafından örnek alınmış; içinde milyonlarca kitabın bulunduğu, ilim öğrenmek isteyenlerin faydalanacağı, tercüme ve nakillerin yapılacağı kütüphaneler yapılmış, akademilere ve medreselere de örnek olmuştur. Moğolların 1258’de Bağdat’ı istila etmesine kadar varlığını ve faaliyetini sürdürmüş, Hülagü tarafından yaktırılmış, eserler Dicle nehrine atılarak tahrip edilmiştir.

Osmanlı devrinde ilk büyük saray kütüphanesi Sultan Orhan'ın Bursa’da kurduğu zengin kütüphanedir. Bu kütüphane 1402’de Timur işgali esnasında yanmıştır. Fatih döneminde tam 14 kütüphane kurulmuştur. İstanbul’un ilk bağımsız kütüphanesi olan Köprülü Fazıl Mustafa Paşa Kütüphanesi 1678 yılında kurulmuştur. Kuruluş amacı, medrese öğrencilerinin ve isteyenlerin faydalanması olarak açıklanmaktadır.

Farklı dönemlerde yaptırılan Köprülü Kütüphanesi, Nuruosmaniye Kütüphanesi, Ragıb Paşa Kütüphanesi, Atıf Efendi Kütüphanesi ve Hacı Selim Ağa Kütüphanesi şehrin müstakil binası olan önemli yazma eser kütüphanelerindendir. Topkapı Sarayı avlusundaki III. Ahmed Kütüphanesi ile Lâleli’de bulunan Ragıb Paşa Kütüphanesi aynı zamanda mimarî bakımdan birer şaheserdir.

KÜTÜPHANECİLİK I.MAHMUT DÖNEMİNDE ALTIN ÇAĞINI YAŞADI

Osmanlı kütüphaneleri, Sultan I. Mahmud döneminde (1730-1754) altın çağlarını yaşamıştır. Bu dönemde İstanbul’da ve diğer şehirlerde birçok önemli kütüphane kurulmuştur. Osmanlının ilk halk kütüphaneleri olan Ayasofya(1740), Âşir Efendi(1740) ve Atıf Efendi(1741) kütüphaneleri kurulmuştur. Bu dönemde Hekimoğlu Ali Paşa (1738), Fatih Camisi (1742), Galata Sarayı Mektebi (1753) ve Hacı Beşir Ağa (1745) kütüphaneleri kurulmuştur.

Osmanlı dönemi kütüphaneleri padişahlar, sadrazamlar, hanım sultanlar, değişik mevkilerdeki devlet adamları; ayrıca, hayırsever ve kitapsever pek çok insan tarafından vakıf suretiyle kurulmuştur. Kitapları edinme şekilleri olarak vakfedilen kitaplar, satın alma ile sağlanan kitaplar, istinsah ile çoğaltma, hükümdar, elçi, devlet adamları ve ileri gelenlerden gelen hediye kitaplar, müsadere ile sağlanan kitaplar, ganimet yoluyla sağlanan kitaplar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Millet Kütüphanesi’nin kurucusu Ali Emiri Efendi kişisel gayretleriyle yaklaşık 70 bin civarında yazma ve matbu eski eseri Millet Kütüphanesi’nde muhafaza altına almış, 30 bin eseri de tasnif etmiştir. Kütüphane görevlilerinin en başında, tayin edildiği dönemlerden itibaren, hâfız-ı kütüb gelmektedir. Hâfız-ı kütüb, kitapların bilgilerini zihninde tutan ve kitapları koruyan kişidir. Kitapların korunması, bakımı, yararlandırılması, ödünç verilmesi ve alınması hâfız-ı kütübün başlıca görevleridir. Hâfız-ı kütüb yamağı, kâtib-i kütüb, mücellid, bevvab ve mustahfız ile ferraş diğer kütüphane görevlilerdir.

Fotoğraf Galerisi

İLK ZİRAİ METİN SÜMERLERDEN KALMA

İlk zirai eserin Hz. Adem’e indirilen 20 sayfalık kitap olduğu klasik metinlerde ifade edilir. Yazılı olarak günümüzde var olan en eski zirai metin Sümerlerden kalma MÖ 1700’lerde yazılmış olan “Bir zamanlar bir çiftçi oğluna öğütler verdi” cümlesiyle başlayan çiftçi el kitabıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nda zirai olarak açılmış olan Halkalı Ziraat Mektebi Alisi, Bursa ve Selanik Ziraat Mekteplerinde ve sonradan açılan ziraat mektepleri bünyesinde birer kütüphane kurulmuştur. Halkalı ve Bursa ilk kurulan mekteplerden olması ve günümüze kadar devam etmesi nedeniyle önemlidirler. Kütüphanelerinde mevcut olan kaynaklar ise çok kıymetli mesleki ve genel konularda yazılmış kitapları içermektedir. Bu kitapların önemli bir kısmı 1933 yılında kurulan Yüksek Ziraat Enstitüsüne verilmiş, kalan ve Halkalı’da muhafaza edilen yaklaşık 7 bin cilt kitap günümüzde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı Kütüphanesine devredilmiştir.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı açılan kurumlarda kurulmuş olan kütüphanelerden bir çoğu varlığını devam ettirememiş, bir kısmı kütüphanelere, bir kısmı da kağıt dönüşümüne gitmiştir. Cumhuriyet ile yaşıt iki önemli kurum olan Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Ankara Zirai Araştırma Enstitüsü kütüphaneleri de son yıllarda aynı kaderi paylaşmış, Ankara Şeker Araştırma Enstitüsü bünyesinde kurulmuş olan çok zengin mesleki kütüphane ilgisizliğe terkedilmiştir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Eskişehir’de kurulmuş olan Islah-ı Büzur günümüzde çalışmalarına Geçitkuşağı Araştırma Enstitüsü olarak devam etmekte olup, kuruluşundan bugüne birçok belge ve kitabı muhafaza etmiş olan ender kurumlardan biridir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ihtisas kütüphanesi ise Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı Kütüphanesi olup araştırmacı, öğrenci ve okuyuculara ücretsiz olarak kaynak sağlamaktadır.